Anılar Kategorisi Yazıları

    BAMYA YEMEĞİ İLE TANIŞMAM

    Sene 1971, üniversitede son yılıma geçmişim ve okul kontenjanından kura sonucu seçildiğim Nazilli Basma Fabrikası’nda mühendislik stajımı yapıyorum. Hatırladığım kadarıyla staj süresi bir aydı. Bu süre içinde oturup kaleme alınacak birkaç anım oldu. Şimdi ilk olarak bamya ile tanışma öykümü anlatacağım.  Bamya bizim evde tercih edilen bir sebze yemeği değildi. Hatta neredeyse hiç yapılmazdı diyebilirim. Annem hazırladığında da […]

    [Yazının tamamı burada]

    ANILAR

    ANILAR BÖLÜMÜNDEKİ ANA BAŞLIKLAR: Kastamonu Ankara – Ceyhan Samsun – Kise Köy- Ankara – Gençlik Arkadaşlarım – Yenimahalle Mustafa Kemal Lisesi – A.Ü. Fen Fakültesi -Petkim – Ayşen – Askerlik – Cem – Can – Aliağa – Siyabospor – Yüzme – Tenis – Bizim Dağcılık – Bornova – San Fransisko – Kamer – İDADİK – Masha – Emeklilik – Villakent – Venüs – Çanak – Liz – Şirket . . 2009’da Blog başlıyor.

    [Yazının tamamı burada]

    Anılar’dan: KASTAMONU – ANKARA

    DevrekanidebenmisimDoğum tarihim 30 Kasım 1949.

    Yer Kastamonu.

    Bu benim en genç fotoğrafım, arkasındaki notta Devrekhani yazıyor. Bir havuz başında poz veren insanlar arasında Annem en solda; bir eliyle omzumdan tutmuş, bir eli de karnımda.

    [Yazının tamamı burada]

    Anılar’dan: CEYHAN – SAMSUN

    Babam Ceyhan Sanat Okulu Müdürü olunca İlkokul 4 ve 5. sınıfları Ceyhan Beşocak İlkokulu’nda okudum. Uzun boylu, sarı saçlı bir bayan sınıf öğretmenimiz vardı. Sınıfın nispeten ufak tefek öğrencilerinden olduğum halde “sınıf mümessili” idim. O zamanlar en başarılı öğrenci sınıf başkanı seçiliyordu. Teneffüslerde yaramazlık yapanları tahtaya yazar öğretmene jurnallerdim! Okulumuzun merdivenlerinde muhtemelen 4. sınıfta öğretmenimizle […]

    [Yazının tamamı burada]

    Anılar’dan: KİSEKÖY(1)

    PORTAKAL “Portakal, kızıııımm”, demeye kalmadan, daha tahta merdivenlerden avluya inerken çıkan ayak seslerinden inenin kim olduğunu anlayınca hafifçe kişnerdi. O zaman “Şaban Buba” da böyle seslenirdi. Başka ses çıkarmaz, sabırla sahibinin gelmesini beklerdi. Bu iletişim o kadar kısa sürerdi ki, dikkat etmeyen hiç anlamazdı. Ben de çok sonraları farketmiştim bu gizli sihirli muhabbeti! Portakal, Kastamonu […]

    [Yazının tamamı burada]

    Anılar’dan: KİSEKÖY(2)

    ALAŞLAR “Köyde hemen her evin bir köpeği vardı. Bizim de, her nedense ismi genellikle hep Alaş olan bir köpeğimiz olurdu!”. Bu satırları daha önce paylaştığım “Bir Zamanlar Kise Köy’de” isimli yazımdan aldım. Şimdi bu Alaş’lardan biriyle ilgili küçük bir anımı okuyacaksınız. Doğup büyüdüğüm şehirlerdeki çevremizde köpek besleme gibi bir  hobi olmadığından, köydeki Alaş’ları çok severdim. […]

    [Yazının tamamı burada]

    Anılardan: Yenimahalle

    (04.02.2017)   ” order_by=”sortorder” order_direction=”ASC” returns=”included” maximum_entity_count=”500″]

    [Yazının tamamı burada]

    Anılar’dan: YENİMAHALLE MUSTAFA KEMAL LİSESİ

    MAYK Lisedeki Cebir öğretmenimin adını hatırlayamıyorum ama lakabını hiç unutamam. Mayk derdik biz “Cebirci”ye. Malüm, öğretmenlere ve futbol hakemi, takım koçu gibi pek çok benzeri meslek erbabına hep “Hoca” diye hitap etmek günümüzde pek yaygın. Ancak o zamanlar, 60’lı yıllarda, “Cebirci”, “Coğrafyacı”, “Edebiyatçı” gibi branşına göre isimler takardık öğretmenlerimize. Bizim adını hatırlayamadığım Lise1’deki Cebir öğretmenimiz […]

    [Yazının tamamı burada]

    Anılar’dan: ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN FAKÜLTESİ

    İLGİ DELİSİ BİR MIRNAV! Kedinin adı Uğur. Beyaz tüylü, irice bir kedi; Ufuk’un kedisi. Ufuk, 1967 girişli Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü arkadaşlarımızdan, belki de sınıfın en sevilen kişisi. Uzun boylu, ciddi görünüşlü ama her an kahkaha atmaya hazır, konuşkan, sınıftaki her guruba katılabilen, sosyal ve espirili bir arkadaşımız. Üniversite yıllarımızda çok beraber olmasak […]

    [Yazının tamamı burada]

    Anılar’dan: PETKİM

    KİMİN BABASI ÇOCUKLARINA GÜVENİYOR? Bilindiği gibi oğlan çocukları tekerli araçlarla çok ilgili olurlar. Köyde kasabada traktör kamyon, şehirlerde ille de otomobil. Cem doğduğunda babamın Anadolu vardı, onun adı “Dedenin Gırıngırını”idi; bir sene sonra bizim Reno geldi (Hakikaten geldi, 1978 yılına kadar neredeyse 2 yıl bekledik!), ona da “Babanın Gırıngırını” derdi. Can doğduktan yaklaşık 2 sene […]

    [Yazının tamamı burada]