*”Hakkımda” Köşesinden Alıntı: DOĞADA 1 YILLIK SERÜVEN(!) (3 Ocak 2010)

KIZ01061037Doğadaki 1 yıllık serüvenimiz eşim Ayşen ile birlikte  24 Mart 1991 tarihinde Emiralem’den Karagöl’e gidip geldiğimiz ilk doğa yürüyüşümüzle başladı.  Doğa sporları etkinliklerimizin toplam sayısı, 6 Ocak 2002 tarihinde katıldığımız Buca-Kırıklar’dan Torbalı-Bozköy yürüyüşü ile 365’e ulaşmıştır. Bu demektir ki yaklaşık 11 yılın 365 gününü, veya bir başka deyişle 11 yılın 1 yılını doğada yaşanmışız. Bu bir yılın 78 gecesi de çadırlı kamp olarak doğada gecelemedir.

Yazımın başlığındaki ünlem işaretini “serüven” kelimesinin yanında özellikle kullandım. Zira doğada yaptığımız etkinlikleri bir serüven olarak görmediğim gibi serüven olarak da düşünülmemesi gerektiğini elime geçen her fırsatta açıklamaya çalışırım. Çünkü doğada yaptığımız her türlü etkinliği, uygun dağcılık donanımları ve evrensel doğa sporları kuralları çerçevesinde yaparak karşılaşılabilecek tehlikeleri en aza indirmeye çalışıyoruz. Böylece kendimize ve çevremize hiç zarar vermeden hem doğadaki misafirliğimizden en fazla zevki alıyoruz, hem de bedensel olarak spor gereksinimimizi karşılıyoruz. Doğada yaşamın son derece doğal kuralları vardır ve biz doğa kaçkınları bu kurallara uymak zorundayız. Orada istediğimizi yapmakta asla özgür değiliz. Bizler ancak kendi ortamımızda yani şehirlerdeki sıcak ve soğuktan korunduğumuz evlerimizde, beslenme ve örtünme gereksinimlerimizi karşıladığımız çarşılarda, eğitim ve tıp hizmetleri aldığımız kurumlarda, çalışma ve sosyal ortamlarda özgürlüğümüzü yaşayabilmekteyiz.

BOZ9651813Gençlik, üniversite, iş hayatı, evli ve çocuklu yıllarımızın geçtiği Ankara’dan 1981 yılında İzmir’e gelirken hep yinelediğimiz parola “Mavi Körfez, Yeşil İzmir” idi. Ama İzmir’deki ilk yıllarımızda bunu hiç yaşayamadık; hele körfezi hiç mavi göremedik. Şimdilerde körfezi kurtarma çalışmalarında biraz yol alındı da gelecekte mavi bir körfez görebileceğimiz ümitlerini beslemeye başladık. Peki “Yeşil İzmir” neredeydi? Bırak yeşillikleri şehrin içinde doğru düzgün bir şehirleşme belirtileri bile yoktu. Hayalimizdeki İzmir adeta büyük bir Anadolu Kasabası gibiydi! Geldiğimizden beri Konak meydanında inşaat çalışmaları hiç bitmedi. Bana öyle geliyor ki öleceğim-gideceğim şu Konak meydanının bitmiş halini bir türlü göremeyeceğim! Daha en merkez noktasının işlerini bitiremeyen bir kent yönetimi diğer yerlerdeki işleri ne zaman bitirecek? Bu şehir ne zaman, “Yeşil İzmir” nitelemesini hak edecek? Hep ümitsizce bu soruyu sordum kendi kendime. En sonunda hiç ummadığım bir zamanda bu sorumun yanıtını aldım: İzmir zaten yeşilmiş, ama bizler bu yeşili göremiyormuşuz! İzmir’in çevresi ormanlarla kaplı, körfezin çevresindeki tepelerin, dağların hemen arka yüzlerinden itibaren ormanlar başlıyor. Hele Balçova, Narlıdere, Gaziemir, Bornova taraflarında evler biter bitmez ormanların içindesiniz!

YAM97686İşte bu güzellikleri yukarıda yazdığım ilk doğa yürüyüşü yaptıktan sonra gözledim. Ve ondan sonra da hemen her hafta sonu doğa yürüyüşlerine katılarak İzmir’in yeşil denizlerinde doğanın güzelliklerini yaşadık. Daha Şubat ayında başlayan Bahar aylarında çeşit çeşit kır çiçeklerinin, bahar dallarının güzelliklerini, ormanların yeşilinde çınlayan yaban kuşlarının ötüşmelerini, kış aylarında yağmur ve fırtınanın hırçınlıklarını yaşadık, az sayıda olsa da Bozdağ’da, Dededağı’nda, Nif’te karlı günler geçirdik. Bu güzellikleri ömrümüzün sonuna kadar yaşamak istiyoruz. Hem o kadar çok istiyoruz ki şöyle anlatmaya çalışayım: Hafta ortasına doğru Pazar günü için günleri saymaya başlıyoruz. Sürekli hava tahminlerini takip ediyoruz. Pazar gününü adeta iple çekiyoruz. Eğer bir şekilde bir Pazar günü doğa yürüyüşü yapamamışsak sonraki hafta sanki çok uzun bir süredir doğadan ayrı kalmışız gibi bir hüzün kaplıyor içimizi! Birkaç gün süren doğa etkinliklerinden sonra ise sanki çok uzun süredir doğada kalmışcasına doygunluk hissediyoruz. Ama ilginçtir, nasıl bir doygunluksa bu daha  döner dönmez hemen bir sonraki etkinliğin programlarını konuşmaya başlıyoruz. Hep söylenir bir tutkudur dağcılık diye, o kadar doğru ki!

GOK977124Yaptığım tüm etkinlikleri doğa ve dağcılık sporları, geziler, hafta içi bireysel spor çalışmalarımı düzenli olarak kaydederim. Kaydetmekle kalmam günübirlik doğa yürüyüşlerini 2 sayfa ve birkaç günlük etkinlikleri de 5-10 sayfa yazarım. Daha ziyade günce şeklinde kaleme aldığım bu yazılarda özel anılarımı ve beni etkileyen noktaları da anlatırım. Bu yazılarda çok çeşitli detaylar vardır. Yolculuk notları, konaklama koşulları, yükseklik bilgileri, yemek tarifleri, hareket saatleri, katılan kişiler v.b. İşte bu notlardan yararlanarak 11 yıl boyunca yaptığım tüm etkinliklerin detaylarını kaydettiğim için istediğimde geriye dönüp bu anıları tazeliyorum. Böylece hem adeta o günleri gene yaşıyorum hem de, hatta daha önemlisi benzer etkinlikleri yapacağımızda o bilgilerden yararlanıyoruz.

BA9911288ZIRVE2308MTDoğada geçen bu 365 günün kısa bir değerlendirmesini yapmak istiyorum. Her şeyden önce şunu belirtmek istiyorum, tabi ki doğa sporlarına devam edeceğiz. Ve bir sonraki 365’inci günümüzü ne zaman ve nerede kutlayacağımızı da çok merak ediyoruz.

Doğadaki 1 yıllık serüvenimizin bazı detaylarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu 365 günün 272 tanesi doğa yürüyüşüdür ve 47 A yürüyüşü, 199 B Yürüyüşü, 26 C Yürüyüşüdür. Bu yürüyüşlerde en çok gittiğimiz dağlar olarak Yamanlar Dağı 41, Nif Dağı 38, Dumanlıdağ 29, Mahmut Dağı 20, Bozdağ 15, Spil Dağı 14 ve Dededağı 14 bulunmaktadır.

Yüksek Dağ Etkinliklerinin toplamı 53 gündür. Bunların belli başlıları Akdağ-Çivril, Akdağ-Gömbe, Aladağlar-Trans, Baba Dağı, Barla Dağı, Bolkar Dağı, Çal Dağı, Dedegül Dağı, Kaçkarlar-Mezovit-Dilber Düzü-Verçenik Yaylalar Trans, Kızlar Sivrisi, Tahtalı Dağı  ve Uludağ-Trans sayılabilir.

Doğa Yürüyüşleri ve Yüksek Dağ Etkinleri dışında kalan etkinlikler ise Çadırlı Kamplar, “Kafa Kampları” dediğimiz deniz kampları, otel konaklamalı gezilerdir ki bunların içinde etkinlik yapılanların toplamı da 40 gündür. Çadırlı kampların 4 tanesi eğitim kampı olmak üzere toplamı 29  gündür. Eğitim Kampları Yamanlar-Örnekköy ve Bozdağ-Mermeroluk Kamplarıdır. Diğer Kamplar arasında  Bafa Gölü, Çıfıt Kalesi, Yedigöller, Mahmut Dağı,  Kozak Yaylası ve Gökova, Kabak Koyu, Marmaris, Olimpos Deniz Kampları ile Afrodisyas ve Köprülü Kanyon Rafting Kampları yer almaktadır.

KIZ01060918İşte bizim 1 yıllık doğa etkinliklerimizin genel dökümü böyle. Şimdi ikinci 1 yıllık serüvene başladık. Umarım onun dökümünü de sizlerle paylaşmak olanağı bulurum. Biz bu spora kırklı yaşlarımızda başladık. Bizden çok daha önce başlayan genç arkadaşlarımızın kim bilir ne kadar çok unutulmaz anıları olur. Bu vesile ile, bu yazımı okuyan herkese iyi etkinlikler diliyorum ve yaptıkları etkinlikleri tüm detayları ile yazmalarını öneriyorum. Kuşkusuz bu anıları ve kayıtları da bizimle paylaşırlarsa çok mutlu oluruz.04.03.2002.

*”Hakkımda” Köşesinden Alıntı: DOĞADA 1 YILLIK SERÜVEN(!) (3 Ocak 2010)” hakkında 3 yorum

  1. NE KADAR GÜZEL BİR ENVANTER. 2. 1 YILLIK SERÜVENİNİZDE PAYLAŞIMCI OLDUĞUM İÇİN ÇOK MUTLUYUM.

  2. Teşekkür ederim Çetin; doğrusu ben de “Ne kadar güzel bir iltifat” demek zorundayım. Harika bir ifade…
    Tam burada bir sır vermek istiyorum: Bu yazıda bir yıllık doğa sporları envanterimizi veriyorum ama asıl amacım bu bahane ile kalın harflerle verdiğim cümlelerdeki fikirlerimi ısrarla duyurmak. Yani bu yazı dağcılığı macera olarak görmek isteyenlere ve “Ben dağlarda özgürlüğümü yaşıyorum” gibilerden yaklaşımlara bir yanıt niteliğinde.
    Selamlar, sevgiler…

  3. SERÜVEN:Bir kimsenin başından geçen veya içine atılmış olduğu heyecanlı olay, macera, sergüzeşt, avantür.(KAYNAK:TDK)
    TARİH 10.01.2010, ROTA BALÇOVA TIRAZLI. ZEVKLİ BİR YÜRÜYÜŞLE HEDEFE ULAŞILDI. MOLA SONRASI DÖNÜŞ BAŞLADI VE YAĞMUR DA BAŞLADI. HEM DE NE YAĞMUR! BEN, EŞİM, ORAL HEMEN PANÇOLARIMIZI ÇIKARIP GİYDİK.(TABİ YAĞMURLUK VE PANÇOSU OLANLAR DA). BUNDAN SONRASI BİZİM İÇİN TAM BİR ZEVKTİ.(Bir kimsenin başından geçen veya içine atılmış olduğu heyecanlı olay). BİZE UYAR GÖZÜKÜYOR. DİĞER TARAFTAN ÖNLEM ALMAMIŞ OLANLAR D…A KADAR ISLANMIŞ OLMAKLA (macera, sergüzeşt, avantür) TANIMINA UYMAKTALAR.
    1) İNSANLAR BİREYSEL ANLAMDA ÖZGÜR DEĞİLLERDİR. SADECE BAZI ZAMAN DİLİMLERİ İÇİNDE KENDİLERİNİ ÖZGÜR HİSSEDEBİLİRLER.(SADECE HİSSİYAT).
    2) HER ALANDA OLDUĞU GİBİ DAĞLARDA DA DOĞA KANUNLARI GEÇERLİDİR. HER İNSANDA BU KANUNLARA UYMAK MECBURİYETİ VARDIR.
    ÇARŞAMBA GÜNÜ İŞTE BİR ARKADAŞIM YANIMA GELDİ. SESİ KISILMIŞTI, NEDENİNİ SORDUM. SORMA ABİ, DEDİ. PAZAR GÜNÜ Bİ ARKADAŞIN AKLINA UYDUK DAĞA GİTTİK. (NE GÜZEL DİYE DÜŞÜNDÜM). NEREYE DEDİM. BALÇOVA DEDİ. YAPMA YAHU DEDİM, BENDE ORADAYDIM, SENİ NİYE GÖRMEDİM? :)) MEĞER O DA YAĞMURLUKSUZ ÇIKANLARDANMIŞ VE SONUÇ HASTALIK. BİR DAHA ASLA DAĞA GİTMEM DEDİ. ÜZÜLDÜM. ŞİMDİ BURADA ARKADAŞIN İÇİNDE BULUNDUĞU GURUBU DA DAHİL EDERSEK, HANGİ TANIMA UYUYOR? HA, ESAS BOMBA: GURUBUN ADI ÖZGÜR DAĞCILIK:))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir