*CEYHAN – SAMSUN (1961)

Babam Ceyhan Sanat Okulu Müdürü olunca İlkokul 4 ve 5. sınıfları Ceyhan Beşocak İlkokulu’nda okudum. Uzun boylu, sarı saçlı bir bayan sınıf öğretmenimiz vardı. Sınıfın nispeten ufak tefek öğrencilerinden olduğum halde “sınıf mümessili” idim. O zamanlar en başarılı öğrenci sınıf başkanı seçiliyordu. Teneffüslerde yaramazlık yapanları tahtaya yazar öğretmene jurnallerdim!

5 ocak 5nci siniftaOkulumuzun merdivenlerinde muhtemelen 4. sınıfta öğretmenimizle çekilen fotoğrafta Ankara’dan getirdiğim siyah önlükle en öndeyim. Solumda Kemal ve sağımdaki Zeki. Bulunduğum sıranın benim tarafımdaki 6 arkadaşımı hatırlıyorum. En arkadaki haytaları da!

Sınıfımızdaki Fatma isminde bir kızı çok beğenirdim. Fatma da çok çalışkandı, hata benden daha iyiydi ama kızlar başkan olamazlardı! Fatma, sanki Sınıf Başkan Yardımcısı gibi bana yardımcı olurdu. Sınıfın arka sıralarındaki bazı haytalar tahtaya Şinasi Fatma’yı Seviyor diye yazıp beni kızdırırlardı. Bazen ayni ifade küçük bir kağıda yazılı olarak sınıfı dolaşırdı. Ben bunları gördükçe kıpkırmızı kesildiğimi hissederdim ve o haytaları öğretmene şikayet ederdim. Haytalar da okul sonrası eve dönerken yolumu keserlerdi. Yakalanmamak için her gün farklı bir rotadan eve dönerdim.

eşinci sınıftayken bir resmi bayramda Belediyede radyosunda şiir okumaya götürülmüştük. Belediye binası giriş merdivenlerinde topluca fotoğraf çekilmiştik. Sağımda elimi omzuna koyduğum arkadaşımın ismi Zafer, solumda elini omzuma koyan Yaşar, ve yanında Fatma! Bulunduğum sıranın bana göre en sağında Kemal ve fotoğrafın en solunda, şiir gurubuna giremediği için bizi merdivenlerde takip eden Zeki. Fotoğrafın en sağında merdivenlerdeki haytanın da yüzünü hatırlıyorum. Ayni şekilde en öndeki gri önlüklü 3 kızın simaları tanıdık geliyor. Fotoğraftaki diğer yüzlerden hatırladığım yok.

Kardeşim Sinan bana göre bir alt sınıfta olduğu halde çok başarılı bir öğrenci olduğu için, sınıf öğretmenleri bizi mukayese ederlerdi. Arada bizi matematikle yarıştırırlardı; şimdi o yarışları kim kazanırdı hatırlamıyorum.

CeyhandaCeyhan Yaylada

Ceyhan’da yazlar çok sıcak olduğundan yaylalara giderdik. Bir defasında Dayımlar da gelmişlerdi. Kızları İlknur ile Yavuz Babamın önünde, Sinan eller önde ve kolumun altında Dayımların hediyesi futboltopu olan bu fotoğrafı Dayım çekmiş olmalı. Diğer fotoğrafta  Annem ve Anneannem, başörtüsüz olarak yengemin iki yanındalar. Burada kız kardeşim Serpil’i minik çamın üzerinde görüyoruz.

Sunnet yatagindaSunnete

Ceyhan’dan son hatıralar sünnet fotoğraflarımız. Muhtemelen yaz sonu havalar serinleyince yayla dönüşü kestirmişizdir.

Sünnet armağanı olarak bana mandolin alınmıştı. Ceyhan’dan sonra Babam Samsun’a tayin olduğunda Sanat Okulu müzik öğretmeninin verdiği mandolin kursuna katılmıştım. Çok hizlı ilerlediğim için, öğretmen beni sınıftan önce 2. Metoda geçirmişti. Keşke sonraki yıllar gitarlarla çabalayıp mandolini ihmal etmeseydim, diye düşünüyorum şimdi!

Samsun’da ilk kirada oturduğumuz mahallede sahibi arkadaşım olan Mars isminde bir köpek vardı. Mars büyük siyah lekeleri olan beyaz tüylü seter cinsi bir av köpeğiydi. Mahallenin maskotuydu, herkes onu çok severdi. Yoldan geçen minübüs dolmuşlarının camdan sarkarak seslenen muavinlerine sinirlenir ve peşlerinden uzun süre koşarak havlardı. Bazıları sopayla Mars’a vurmak isterken ıskalayıp kendi minübüsüne vurarlardı, çok gülerdik.

Kardeşim ve Mars’ın sahibi ile Mars’ı sokak aralarında gezdirmeye bayılırdık. Kedileri, tavukları kovalardı. Biz gezdirmediğimizde kendi dolanır ve tavuk yakalayıp getirirdi. Sonunda sahibi Çarşamba’da bir çiftliğe götürmek zorunda kalmıştı; ama orada da tavuk avcılığına devam edince tekrar geri getirmişlerdi.

Sahibi ile Mars’ı sahile götürürdük, geniş kum alanda kira ile binilen motosikletlileri havlıyarak kovalardı. O kadar hızlı koşardı ki çoğu kez motosikletliyi yakalardı. Motosikletli panikle düşünce geri dönerdi. Sahilde sürüler halinde bulunan kargaları kovalardı. Yüzlerce karga içinden birini peyler, hep onu takip ederdi. Tam yakalayacakken diğer kargalar yardıma gelirler ve Mars kovaladığını karıştırınca yorgunluktan koşamaz hale gelirdi.

Mars’ı çok severdim. Kaldırımdan birkaç merdivenle ulaşılan bizim kapının önünde yatardı. Annem kapıyı açtığında hemen doğrulup kapıdan uzaklaşırdı. Fırsat bulursam Mars’la ilgili anılarımı daha detaylı ayrıca yazmayı düşünüyorum.

Samsun 19 Mayıs Lisesi’nde ortaokul yıllarıma başladım. Sıra arkadaşım Vedat Çakmak ve Müdürün oğlu Fahri ilk anda aklıma gelenler. Vedat ile ayni zamanda Samsun Koren Mahallesindeki ikinci kiralık evimizde komşuyduk. Ablası o zamanlar Lise son sınıftaydı ve o kadar büyük gelirdi ki bize, sözlerini öğretmen gibi dinlerdik. Kaldığımız apartmanda Vedat’lar tam bizim altımızdaki dairede otururlardı. Pencerelerden balkondan ablası bizimle konuştuğunda çok sıkıldığımı hatırlıyorum!

Vedat derslerinde çok başarılıydı. Özellikle ingilizce dersinde sınıfın en iyisiydi. Defterlerine çok güzel bir yazıyla düzgün notlar alırdı, ev ödevlerini çok güzel yapardı. Herhalde ablası çok yardımcı oluyordu. Ben anca sınıfımı geçecek kadar başarılı olabildiğimi hatırlıyorum.

Bizim bulunduğumuz apartmanın karşısındaki 2 katlı evde Babamın öğretmen arkadaşı Niyazi Bey ve eşi Azimanım Teyze oturuyorlardı. Çocukları yoktu, Azimanım Teyze bana kitaplar getirirdi. Monte Kristo, Pardayanlar, Dartanyanlar gibi macera romanlarını sayesinde büyük bir keyifle okuyordum.

Futbolu çok sevdiğim halde sadece başka mahallelerle maç yaparken çağırdıklarında oynardım.Kardeşlerim eve girmezken, ben pek evden çıkmazdım. Bizim kapının karşısındaki dairede yaşıtımız esmer kızları olan komşularımız vardı. Serpil için gelirlerdi ama hep birlikte oynardık.

Samsun Sanat Okulu Müdürü olan Babam, şehirle deniz arasındaki geniş kumsalda fuar açılması çalışmalarında öncü çalışanlardandı. Ssdece 2 yıl kaldığımız Samsun’da ikinci yıl fuar, kuşkusuz bugüne göre derme çatma da olsa açılmıştı. Fuar pavyonları olarak çadırlar kurulduğunu, çadırlar arasında koştururken çadır iplerine takıldığımızı hatırlıyorum.

Devam edecek… Devam edecek…

Devam edecek…

Devam edecek…

*CEYHAN – SAMSUN (1961)” hakkında 2 yorum

  1. Sabahleyin ders alanlar Sakarya ilkokulunda ve Ogleden sonra ders alanlar 5 Ocak ilkokulunda okumus olurlardi. Zaten merdivenin sag tarafinda iki okulun ismide mermer üzerinde yazili idi. O Zamanlar ben Hükümet caddesinde oturdugum icin okuldan sonra eve Hükümet binasinin parkinin icinden dönerdim. Orada uzun zincirli salingaclar vardi ve ben onlara binerdim. Salingac üzerinde Akrobatik hareketler yapardim. Bunu gören Liseli mahalle gencleri Lisedeki beden egiti hocasina beni götürdüler ve ben Ilkokul 5. sinifta oldugum halde beni 19 Mayis bayramlarinda Ceyhan Lisesinde Akrobatik hareket takimina almislardi.
    O merdivende benimde fotografim var hala saklarim. O dönemden 2. siniftan 5. sinifa Kadar Sakarya ilk okuluna gittm.Fakat hic kimseyi tanimiyorum.Ama bana birileri yazmak isterse cok memnun olurum. Bir ip ucu vermek icin 5. Siniftaki hocamin adi Saim Tosundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir