NİF DAĞI ZİRVE ETKİNLİĞİ – 18 Şubat 2018

İDADİK B Yürüyüş Grubu ile, birkaç gündür etkili olan yağmurlu havalardan sonra, doğa sporları için inanılmaz güzel bir günde, Nif Dağı Zirve Etkinliği yaptık. Tatlı serin ve güneşli bir gökyüzü altında, sarı-turuncu pembe-mor çiğdemler ve neredeyse bütün dağı kaplamış kardelenler arasında yürüdük. Kitapların ‘İzmir’in üzerindeki kar en son eriyen dağı’ olarak nitelediği Nif Dağı’nda olduğumuzu bilmesem, bugün Kardelen Dağı ismini verirdim!

İDADİK A ve B Grubu hep birlikte Kemalpaşa’da kahvaltı yaptıktan sonra, gene birlikte yürüyüşlerin başlangıç yeri seçilen balık çiftliğine hareket ettik. Toprak yolun araçlar için uygun olmadığı balık çiftliğine yakın bir noktada araçlardan inip topluca yürüyüşe geçtik. Rehberlerin önceden belirlediği gurupların ayrılacağı noktada, B Grubu olarak toprak yoldan çıkarak dağa doğru tırmanışa başladık.

Rehberimiz Ali Rıza Karabacak grubun temposunu artırarak tırmanışımızı sürdürdü. Yoldan çıktıkdan sonra daha ilk adımlardan itibaren kardelenleri görmeye başladık. Önceleri tek tük görülürlerken, yukarılara doğru sayıları iyice çoğaldı. Aynı şekilde sarı-turuncu çiğdemler de çamların dibindeki nemli yumuşak zeminde araziye yayılmışlar; fotoğraf çekmekten neredeyse tırmanışta olduğumuzu unuttuğumuz oluyordu!

Bu şekilde, kardelenlerin çiğdemlerin fotoğrafını çekerek en yukarılara kadar orman içinden yükseldik. Ağaçlar bittikten sonra görüş açımız artınca, manzara çok güzelleşti. Kemalpaşa’dan itibaren, karla kaplı bembeyaz Bozdağ eteklerine kadar kalın sis bulutları ile kaplanmış vadilerde, adeta Kaçkar manzaraları gördük!

En yukardaki kayalık sırtı aşınca zirvedeki gözetleme kulesi çok uzakta gözüküyordu. Rehberimiz bu uzun yürüyüşe başlamadan önce duraksayıp dik tırmanışta biraz dağılan grubun bir araya gelmesini sağladı. Sonrasında oyalanmadan zirveye doğru yürüyüşe geçtik.

Çıplak arazide zemin yumuşak ve gene çiğdemlerle kaplı. Orman bittikten sonra gözükmeye başlayan pembe-mor çiğdemler, burada sarı-turuncu olanlarla bir arada bulunuyor. Buradaki doğal şartlardan dolayı boyları çok kısa olduğundan aslında uzaktan seçilmiyorlar.

Bazı ağaçlı yerlerde güneş almayan karlı bölgelerden geçtik. Zirveye doğru devam eden tırmanışta grup tek sıra halinde aralıklı olarak ilerliyordu. Bir önceki Nif Zirve çıkışımı tam 16 yıl önce 31 Mart 2002 tarihinde İdadik C Grubu etkinliğinde yaşamıştım. Kendimi zorlayıp tempomu artırdım. En yukarıda tırmanışı bitirdiğimde çok mutlu hissettim!

Zirveye ulaşanlarla diğerlerini bekledik. Grubun tamamı zirveye gelince birlikte fotoğraf çektik ve oyalanmadan öğle molası vermek üzere rüzgârsız bir noktaya indik.

Molayı kısa tutmak zorunda kaldık, zira Kemalpaşa’ya bizden önce ulaşacak olan A Grubunu çok bekletmezdik. Bu nedenle yeterince soluklanamadığımdan, bugünkü etkinlikte sırası gelen 676. Sandviçimin ancak yarısını yiyebildim!

Moladan sonra yürüyüşe geçince önce ağaçsız düzlüğü hızla geçtik, sonra çarşaktan aşağıya doğru ormana daldık. Buralarda patika falan yok, ‘Allah ne verdiyse’ dimdik iniyoruz. Bu hızlı inişte kaygan yumuşak çarşakta bir problem yaşamamak için çok dikkat ediyorum. Neyse ki B Grubuna yeni katılan birkaç yürüyüşçü biraz geride kalıyor da, onlara takılıyorum!

Birkaç yol geçişinde daha hızlı iniş yapan öndekiler, geriden gelenleri beklerken soluklandılar. Arkada kalanlar olarak aynen devam ettik. Bir süre sonra güzel bir patikaya girdik ve daha hızlı yol alabildik. Buralarda orman o kadar sık ki, bu patika yazın herhalde en güzel yürüyüş rotalarından birisi olabilir diye düşündüm.

Bu güzel patikadaki iniş sıkıntı olmaktan çıkıp keyfe dönüştü. Bir zamanlar Katina Çeşmesi olarak adlandırıldığını sandığım bir çeşme başında su içtik. Sonra hiç oyalanmadan devam ettik ve nihayet orman bitiminde bizi bekleyen aracımıza ulaştık. Böylece hiç mola vermeden ve neyse ki önemli bir problem yaşamadan etkinliği bitirmiş olduk. Ancak bunca uğraşı ve özveriye rağmen Saat 17:45 olmuştu bile!

Kemalpaşa yolu üzerindeki bir benzinlikte A Grubu ile buluşup, sabahki oturma düzenindeki yerlerimizi aldık. Dönüş yolunda, bu şekilde yapılan organizasyonlarındaki A Grubunun bekleme sıkıntısını tartıştık. Eski bir İdadik yöneticisi olarak bu konuya kafa yordum ve burada bir öneri sunmak istiyorum; belki bir şekilde mevcut yöneticilerin işine yarar:

Bugünküne benzer organizasyonlarda, yani A ve B grubu birlikte başlayıp birlikte bitirecekse, B Grubu sabah kahvaltı keyfi yapmadan yola çıkar. Bu şekilde kazanılan zaman kadar, etkinlik sonunda A Grubu daha az bekletilmiş olur. Örneğin bugün, kahvaltımı evimde yaptığım için, sabah Kemalpaşa’daki kahvaltı molasında araçtan inmeyip grupların araçlara dönmelerini bekledim.

Bu güzel etkinlikte çektiğim fotoğraflardan ve arkadaşların medyada paylaştığı fotoğraflardan seçtiklerimden hazırladığım albümü aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

Not: Aşağıdaki fotoğrafları herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

Bugüne kadarki Nif Dağı Zirve Etkinliklerimin Listesi:

Sıra Tarih PARKUR REHBER
676 18 Şubat 2018 Nif Balık Çiftliği,Zirve,Kemalpaşa Taşduvar Ali Rıza Karabacak
367 31 Mart 2002 Kemalpaşa,Zirve,Kaynaklar(24km) M. Kaya-S.Tutar
345 1 Nisan 2001 Kurudere,Zirve,Pınarbaşı (25km) Z.Gürhan-S.Serdaroğlu
341 14 Ocak 2001 Kemalpaşa Taşduvar,Zirve Yusuf Çilengir
312 13 Şubat 2000 Kırıklar,Nif Zirve “Yuvarlak Tepe”,Vişneli K.Erçelebi-D.Koyusoy
217 12 Ocak 1997 Kaynaklar,Zirve,Nif Balık Çiftliği Muharrem Kaya
171 3 Mart 1996 Kaynaklar,Zirve Zafer Gürhan
161 19 Kasım 1995 Kemalpaşa Taşduvar,Zirve Zafer Gürhan
139 2 Nisan 1995 Kemalpaşa Taşduvar,Zirve Kani Çelikel
135 12 Mart 1995 Kaynaklar,Zirve Zafer Gürhan
101 10 Nisan 1994 Pınarbaşı,Kurutepe,Zirve,Kemalpaşa Zafer Gürhan
28 22 Mart 1992 Kemalpaşa Taşduvar,Zirve Kani Çelikel

 

Yorumlar (2)

avatar
Şinasi22 Şubat 2018 12:08

Bu etkinlikte yapıldığı gibi organize edilen B Yürüyüş uygulaması, bir şekilde risk yaratıyor. Hem çıkışta hemen inişte yeteri kadar mola verilmediği için, yorgunluk artmasıyla, doğal olarak kondisyon ve güç farklılığı olan yürüyüşçüler arasında kaza yapma riski artabiliyor. Nitekim o gün bir kaç kişi kayıp düştü, bacak krampına maruz kalanlar ve diz ağrısı çekenler oldu. Bütün bu olaylar yürüyüş planlamasını iyice bozup etkinliğin can sıkıcı hale gelmesine sebep olabileceği gibi, daha önemli tehlikeler de yaratabilirdi. Böyle durumlarda başta yürüyüşçüler olmak üzere, rehberler de sorumluluk duygusu yaşayabilirler.
Sonuç olarak diyorum ki, yürüyüşülerin ve etkinliğinin sorumluluğunun taşıyan rehberlerin üzüntü yaşamamaları için, etkinliklerin baştan iyi planlanması gerekir.

avatar
Şinasi24 Şubat 2018 13:40

Bugüne kadar 57 defa Nif Dağı’nda yürüyüş yapmama karşın, bir önceki Zirve Etkinliği tam 16 yıl önce gerçekleşmiş. O zamanlar etkinlik ertesi günü, yürüyüş izlenimlerimi kendime notlar olarak kaleme alırdım; aşağıda bu etkinliğin notlarını, aynen, veriyorum:
31.03.2002
Kemalpaşa’dan Nif Zirve Kaynaklar
Ayşen’in ameliyatı nedeniyle yalnız olarak İdadik C’ye katılıyorum. Aliağa’dan Zafer, Faruk, Mehmet, Cengiz’le birlikte Faruk’un otosuyla sabah Konak’a vasıl olduk. B Grubu da Nif Balık Çiftliği yolu kapalı olduğundan bize katıldı ve toplam 35 kişi olduk. Rehber Muharrem Kaya. Gruptan hatırladıklarım: Recan, Adil, Çakıl, Günay, Tülay, Yaşar, Enis(Diş Hekimi), Neriman, Durmuş.
Kemalpaşa’dan Balık Çiftliği yoluna saptık. Kasabayı geçip yükseldik ve toprak yoldan kazayı iyice yukarıdan gören bir yere kadar geldik. Sonunda taşıtlardan inip yürüyüşe başladık. Saat 9:00. Açık, serin bir sabah. Muharrem güzel bir patikayla grubu yürütmeye başladı. Hemen ilk fırsatta güzel bir cimnastik yaptırdı. Daha sonra yürüyüşe devam ettik. Patika güzel. Balık Çiftliğinin bulunduğu vadiyi solunuza alarak yükseliyoruz. Tempo oldukça hızlı ama şikayet eden yok. Bir evli çift (sarı saçlı uzun boylu bir bayan) ve eşi biraz zorlanıyor ve geride kalıyorlar.
Bin metrelere ulaştığımızda yerde karlar belirmeye başladı. Birkaç yüz metre sonra iyice kar kaplı alanlara geldik. Aşağıdaki çiçekli bahçeler, kuş sesleri, dere sesleri yok oldu ve adeta mevsim değişerek kışa döndük. Ağaçlar dallar kar kaplı. Yer yer buz sarkıtları dallardan sarkıyor. Kar en fazla 15-20 santim derinlikte. Bazıları tozluklarını giydiler. Bense şortla yürümeye devam ediyorum. Enis’le biraz lafladık: Şort muhabbeti ve sonra Ayşen’i sordu. “Evlilik” ve “Birlikte etkinliklere katılmak” üzerine konuştuk.
1250 metre civarında bir yüksekliğe ulaştığımızda karşıda Karlık Zirvesinde kulübe gözüküyor. Ancak sanki çok uzakta gibi! Önümüzde uzun ve derince bir adiyi geçmek zorundayız. İnsanın moralini bozacak kadar uzakta gözüküyor. Ama biliyorum ki 2 saatte zirveye varırız. Nitekim saat 13:20’de zirvedeydik. Zirve binasının nispeten rüzgâr almayan Bornova tarafına yerleştik. Yerler kar, bazı tahta parçaları üzerine oturmaya çalıştık. Manzara oldukça açık. Güneş biraz azaldı. Hafif bulutlanma başladı.
14’te tekrar yola koyulduk. Önce sırttan karlı bölgelerde ilerledik sonra dimdik aşağıya inip toprak yola girdik. Bu yürüyüş oldukça sıkıcı oldu. Zaman zaman yoldan çıktık ama çoğunlukla toprak yoldaydık. Bu da epeyce sıktı. Döne dolaşa 17:30 gibi Kaynaklara indik. Kaynaklar çok kalabalık. Hava güzel olduğundan İzmirliler gelmişler. Anıt çınar gölgesindeki kahveyi doldurmuşlar. Çevrede seyyar manavlar var. Ben sadece pet şişeme su doldurdum Ayşen’e götürmek için. Tatlı bir yorgunluk var. Arkadaşlar çevredeki masalarda bir şeyler içtiler ve otobüsümüze dolup İzmir’e döndük. Muharrem Üçyol’da vedalaşıp indi. Biz de Konak’tan Aliağa’a döndük.
Anıt çınar üzerindeki tarih aynı: 980 yıllık!

Yorum Yapın

Mesajınız

 harf daha yazabilirsiniz.