BİR TUTKUMDUR SİNEMA, ANKARA YENİMAHALLE’DE BAŞLADI!

Liseyi Ankara Yenimahalle’deki Mustafa Kemal Lisesi’nde 1964-66 yıllarında okudum. Sonra Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’ndeki ilk “Üniversiteli” yıllarımda da Yenimahalle’de yaşadım. O zamanlar 2 katlı bahçeli evlerden oluşan Yenimahalle, şimdilerin çok katlı yapılaşmasında ikamet edenlerin hiç bir şekilde hayal edilemeyecekleri kadar güzel bir mahalleydi. Muhtemelen o zamanlar biz de bunun pek farkında değildik. Yenimahalle’deki yıllarımda yaşadığım pek çok anılarım ve halen orada yaşayan harika arkadaşlarım var. Onları başka yazılarımda yadeceğim, bugünkü konum başlıkta belirttiğim gibi Yenimahalle’de yeşeren sinema tutkumla ilgili anılarım.

Yenimahalle’deki evimiz, Aras Sokak’ın Akın Caddesi’ne birleştiği noktadaki 1 No’lu ilk apartmandaydı. Burası troleybüs hattının 11. son durağına yakındı ama Akın Caddesi’nden aşağı yürüyünce 5. ve 6. Durak arasına iniverirdik. O yıllarda zorunlu olarak erkeklerin kaydolduğu Mustafa Kemal Lisesi ise 2. ve 3. Durak arasındaydı. Böylece her sabah evden okula yaklaşık 3-4 durak yürürken 5. Durak’taki Alemdar Sineması önünden geçerdim. O zamanlar Cumartesi günleri saat 10:30’da ucuz matine vardı ve genellikle 2 film oynatılırdı. Gene o zamanlar hafta boyunca tam gün ve Cumartesi’leri 3 ders öğrenim vardı. Cumartesi’leri 10:15 gibi okuldan çıkardık. Ben koşarak Alemdar Sineması 10:30 matinesine yetişmeye çalışırdım.

Bana lise çağlarımda sinemayı sevdiren yerdir Yenimahalle Alemdar Sineması. Sabahları okul yolunda önünden geçerken Cumartesi izleyeceğim filmlerin afişlerine, fotoğraflarına bakardım hayran hayran. Muhtemelen o filmler hakkında bulduğum yazıları okurdum düzenli olarak evimize alınan Cumhuriyet Gazetesi’nden. Akşam Babam mesai dönüşü eve gelince paltosunun cebinden Cumhuriyet’i kapardım. Şimdi hiçbirini hatırlamıyorum ama sanırım çoğu western ağırlıklı Hollywood  filmleriydi. Şu anda aklıma gelen o yılların bazı ünlü filmlerini yazıyorum:  Spartaküs, Ben-Hur, Tatlı Hayat, Lolita, Alkatraz Kuşçusu, Yılanların Öcü, Kuşlar, Sapık.

Bu sinema organizasyonumun bir başka boyutu da para konusuydu. Zira dört çocuklu bir öğretmen bütçesinden sinema bileti için para talep etmem mümkün değildi. Buna karşın her gün bir simit almam için bana verilen 25 kuruşluk harçlığımı biriktirebilirdim. Zaten haftasonu ucuz matine de 125 kuruştu ve benim hesabıma denk geliyordu!

Ne kadar mutlu olurdum sinemaya gidebildiğim için, kolayca anlatamam. Bir hafta boyunca hayalini kurduğum o anları hiç unutmuyorum. 
 
Halen devam ediyor kuşkusuz bu tutku, haftada bir defa mutlaka bir film izlemeye çalışıyorum. Ödül alan filmler her zaman ilgimi çekmiştir. Çoğu sinemaseverin burun kıvırdığı Oskar ödülleri de takip ettiğim bir olaydır. Önce aday olan filmleri izlemeye çalışıyorum ve sonrasında kazananları mutlaka izlerim. Cannes, Berlin, Venedik, Sundance gibi film festivallerinin başarılı filmlerini izleme şansı bulduğunda kaçırmam. Ankara’da yoğun olarak takip ettiğimiz Sinematek programlarına İzmir’de de olabildiğince devam ettik.
 
Bu hafta Gizem Treni, Dovlatov veya Kurt Dişi isimli filmler izlenebilir.
İyi Seyirler!
 

Yorum Yapın

Mesajınız

 harf daha yazabilirsiniz.