ARKAS Post-Empresyonizm Sergisi – 26 Temmuz 2019

Arkas Koleksiyonu’na kazandırılan başta Fransız olmak üzere Paris’ten Avrupa’ya yayılan birçok sanatçının Post-Empresyonist eserleri 2019, 18 Şubat’dan beri sergileniyorken, kapanmasına 3 gün kala nihayet bugün izleme şansı bulabildim. Alsancak’taki Arkas Sanat Merkezi’nin özenli sergi salonları keyifli bir resim izleme ortamı yaratmışken, Arkas Sanat Direktörü Bayan rehberin pek çok ayrıntılı açıklamaları `pasta üstü krema` oldu doğrusu!

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı image-3.jpeg
Rehberin en beğendiğini söylediği resim

Sergi girişinde takdim edilen broşürdeki bilgileri veriyorum:

19. yüzyılın ikinci yarısında, modern anlayışla şekillendirilen şehirlerin ilk örneklerinden olan Paris, sunduğu sosyal ve entelektüel ortam ile geleneksel resim anlayışının çizdiği sınırların dışına çıkmayı hedeflemiş cesur sanatçıların ilham ve etkileşim merkezi oldu. Resmin ifade biçimlerini zenginleştirme çabasına ivme kazandıran Empresyonist kuşağın Fransız resim sanatına ulaştırdığı yeni hareket Post-Empresyonistler’in başlangıç noktası oldu.

1980’lerden 1900’lerin ilk çeyreğine uzanan süreçte, sanatsal belleklerini bilim-felsefe-edebiyat dünyasının güncel fikirleriyle besleyen genç ressamlar, kişisel ve benzersiz bir tarz arayış içinde, ruh ve düşünce dünyalarını desen ve renklerle yansıtmanın birbirinden farklı yöntemlerini geliştirdiler. Ortak dertleri, resmi kendilerinden önceki nesillerde kemikleşmiş olan dış dünyayı objektif gerçekliğe en sadık şekilde resmetme eğilimden koparmak ve sanatçının yaratım sürecinde duyum ve düşüncelerini ön plana çıkarmak oldu. Amaç; iç dünyasında yarattığı gerçekliği, kısacası kişisel bakış açısını, tuvale yansıtmaktı.

Özellikle Cezanne, Van Gogh, Gauguin ve Seurat’ın perspektif, renk, doku ve form gibi resmin temel ögelerinin nasıl kurgulanması gerektiğine dair teorileri bu yeni kuşak sanatçıların temel başvuru kaynağı oldu. Metot ve yaklaşım anlamında birbirinden farklı rotalar da ilerleyen sanatçılar Pont-Aven Okulu, Nabilet gibi toplulukları ve Divizyonizm, Konturculuk, İntimizm, Fovizm, Kübizm gibi akımları oluşturdular. Teorileri ve pratikteki uygulamaları 20. yüzyıl modern sanatının şekillenmesinde etkili oldu.

Arkas Koleksiyonu’na yıllara yayılan titiz bir araştırma, büyük gayret ve yatırımlarla kazandırılan Post-Empresyonist eserler sadece Fransız ressamları değil, Paris’ten yayılan fikirlerin etkisi ile modernist yaklaşımı benimseyen ve bunu kendi kültürel ögeleri ile harmanlayan pek çok Avrupalı sanatçıyı da temsil ediyor. Louis Arquetin, Maxime Maufra, Theo van Rysseberghe, Paul Serusier, Suzanne Valadon, Edouard Vuillard, Leo Putz, Lois Valtat, Maurice de Vlaminck, Gustave Caillebotte, Andre Derain, Georges Braque ve Andre Lhote ziyaretçilerin yaptıklarını görme imkanı bulacakları sanatçılardan sadece birkaç tanesi.”

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı image-1.jpeg
Rehberden hikayesini dinlediğim resim

ARKAS Post-Empresyonizm Sergisi’nin sergilendiği Sanat Merkezi salonlarından biri Napolyon Bonapart’a ait bazı eser ve objelere tahsis edilmiş. Sergiyi gezerken bu duruma bir anlam verememiş ve Rehber’e Bonaparte ile Post-Empresyonizm arasında nasıl bir ilişki olduğunu sormuştum. “Yok” dedi Rehber; ve ekledi: “ Bay Arkas bir Napolyon hayranıdır, bu nedenle bu oda tahsis edildi. Sergiyi gezenler kapalı odayı merak ettikleri için kapısını açık tutuyoruz!” Ben de Fransız İmparator’un odasında çektiğim fotoğrafları sergi fotoğraflarını sunduğum albümün sonuna ekledim!

Sergide beğendiğim resimlerin tek tek fotoğraflarını çektim, diğerlerini de salon manzarası olarak aldım. Bu fotoğrafları binada sergiyi gezindiğim sıra ile aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

Not: Aşağıdaki fotoğrafları herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Mesajınız

 harf daha yazabilirsiniz.