BEN EVDE NE YAPIYORUM Kİ?

Geçenlerde bir aile dostumuzla konuşurken, salgın nedeniyle eve kapandığımız dönemlerde anılarımı yazmak için iyi bir fırsat çıktığını, ancak gene de düşündüğüm kadar yazamadığımı söylemiştim. Dostum nedeni sorunca da fazla düşünmeden “ev ve bahçe işleri, hobiler falan” diye gevelemiştim. O zaman da “Ne işler yapıyorsun ki evde?” diye, evde yapmış olabileceklerimi azımsar bir ifade kullanmıştı. Bu soru üzerine ben de kendi kendime sordum: Ben ne yapıyorum ki evde?

Bu soruya yanıtları sıralamadan önce bir giriş yapmak istiyorum. Neredeyse yarım yüzyıla yaklaşan evlilik hayatımda doğal olarak yaşamla birlikte pek çok şey öğrendiğimi hissediyorum. Başlangıçta bir bekar toyluğu vardı tabi ki. Çok az şey biliyordum bir evin idamesi için yapılacak işler hakkında. Ancak şunu öncelikle vurgulamak isterim, ev işlerinde kadın erkek işleri diye bir ayırımla başlamadım bu hayata. Kuşkusuz yapılacak işler bilgi ve beceri niteliklerimize göre kendiliğinden bazı sınıflandırmalara uğruyordu ama kendi hesabıma kesin sınırlarım yoktu; yani, yapılacak her işte vardım!

İlk önce doğal olarak bedensel güç isteyen her konu erkek gücüne bakıyordu. Ayrıca dışarıda yapılacak işler öncelikle beni önceliyordu zira içeride yapılacak işleri de eşim üstleniyordu. Bu doğal sınıflanma yaşanırken amaç hep yuvada daha mutlu ve keyifli halde yaşanmasına verilen GÖNÜLLÜ üstlenmelerden oluşuyordu. Kimse patron veya evin reisi havasında değildi.

Mutlu bir evlilik ve devamında çocuklar, iş hayatımız, taşınmalar, çocukların yuvadan uçmaları, emeklik derken 70’li yaşlara ulaştık. Bunca yıl sonra şimdilerde İzmir Menemen ilçesi sınırları içindeki Villakent mahallesinde bulunan bahçeli evimizde emekli hayatımızı sürdürüyoruz. İşte bu ortamda yazımın başındaki sorunun yanıtları olarak ve önem sırası düşünmeden aşağıdaki kalemleri yazdım.

Ancak daha önce yazmak istediğim bir husus daha var. Uzun yıllardır sırası geldiğinde ifade ettiğim bir ilkem şöyledir: Ben ev işlerinde eşime yardımcı olmak istemem, ben işlerin tamamını birlikte yapmaktan yanayımdır. Yani yardım değil, zaten asil işimdir evdeki işler; hem KARAR aşamasında, hem UYGULAMADA!

Ayrıca bir hususu bir daha biraz açarak şöyle ifade etmeye çalışacağım. Aile içinde yapılacak her işin bir gönüllülük duygusuyla yapılması gerektiği. İşte bu gönüllü olarak yapılması gereken işler yapıldığında, bazı evlerde işi yapanın diğeri üzerinde bir ağırlık oluşturacak şekilde baskı hissettirdiğini duymuşluğumuz vardır. Örneğin dışarda çalıştıktan sonra eve gelen erkeğin iş stresinden ve yorgunluğundan yakınması veya evde çalışan kadının bütün gün koşuşturmaktan bezginliğini ifade ederek yakınmaları gibi hususlar. İşte aşağıda listeleyeceğim işleri yaparken veya sonrasında, hiç bir zaman bu tür yakınmaları yapmadım. Hatta çalışma hayatım boyunca evime geldiğim zaman işyerindeki stres ve problemleri hiçbir şekilde evime taşımadım. O kadar ki, eşimin işyerimde olan konulardan hiçbir şekilde haberi olmadığından yakınmışlığı bile vardır. Kuşkusuz güzel hususları veya eğlenceli konuları zevkle anlatmışımdır. Zira ötekinin tersine olarak bu tür paylaşımların ailenin duygusal ortamına olumlu katkılar vereceğini söylemeye gerek yok.

Şimdi yavaş yavaş 70’li yaşlarında emekli bir adam olarak evde yaptığım işleri yazmaya başlıyorum:

  • Ev, otomobil ve yazlık ile ilgili her türlü vergi, sigorta, aidat vb hususların takip edilmesi ve gereğinin internet ortamından veya bazen bizzat ilgili kuruma giderek halledilmesi konuları;
  • Evimizin ihtiyacı olan her türlü alışverişi üstlenirim. Buna pazar market alışverişleri ve diğer her türlü harici işleri katabiliriz. Zira sadece ben otomobilimizi kullanabildiğim için, bunlar doğal olarak bana kalan bir iş olmak zorunda. Bu durum, emekli olmadan önce de böyleydi kuşkusuz;
  • Evimizin her türlü bakım ve tamirat işlerinin yapılması ve gerektiğinde usta veya servis hizmetleri alma konuları da asli görevlerim arasındadır;
  • Evde kol ve bedensel güç gerektiren her türlü işler ve ağır taşıma veya kaldırma işleri;
  • Bozulan birçok şeyi tamir etmişimdir veya bizzat imalat yapmışımdır. Örneğin çeşitli amaçlarda 60 küsür dolap montajı yaptığımı listelemiştim bir keresinde. Bunlar içinde bazı mutfak ve banyo dolap imalat ve montajları vardır. Buna karşılık boya, badana, sıva işlerine hiç girmedim;
  • Ev temizliği konusundaki temel yaklaşımım, kend evimizi kendimizin temizlemesidir. Bu konuda samimi ısrarımın kanıtı, muhtemelen Dünyanın en kaliteli elektrikli süpürgesi olan bir Kirby satınalmamdır. Bu öyle bir toz alıyor ki, süpürdüğüm yerlerde arkadan bezle sildiğinde temizliği bizzat gözlemişti eşim. Benim samimi önerim Haftada Bir Gün evi tepeden tırnağa Kirby ile temizlememdi; bütün dolap koltuk gibi eşyaların altları dahil. Ne kadar ısrar ettimse de eşimi ikna etmekte başarılı olamadım; cahil bir temizlikçi kadının temizliği başka olurmuş;
  • Evde temizlik yapıldığında ortalıkta olmamam tercih edildiği halde, bir şeklilde bana ihtiyaç duyulabilir diye temizlikçi kadınlarla köşekapmaca oynama pahasına evde kalmışımdır. Diğer taraftan bir çok defa öğle yemeği için kolları sıvamışımdır. Örneğin balık yemeği yaparak günü geçiştirmeğe çalışır gözükmemek, aksine değer verildiğini anlaması için güzel bir sunumla temizlikçi kadınların evimize düzenli olarak gelip eşime yardımcı olmasını garanti etmeye çalışmışımdır;
  • Evin temizlenmesi konusunu eşim hevesli bir şekilde üstlendiği için, bu hususta benden mümkün olduğu kadar ortalığı dağıtmamamdan başka bir şey talep edilmiyor. Bu nedenle evin temiz ve tertipli olması için konulan kurallara gönüllü olarak ve aynen talep edildiği şekilde uyma konusunda çok duyarlı olmuşumdur;
  • Evde çeşitli ortamlar için öngörülen uygun terlikleri kullanma kurallarına tam uyarım. Banyo sonrası küveti ve duşakabini daima temizlerim; ayrıca hertürlü tuvalet temizliğine çok özen gösteririm;
  • Çamaşır konusunda beyaz ve renkli kirlilerimi ayrı ortamlarda biriktiririm. Bu çamaşırlar yıkandıktan sonra tasnif edilip yerlerine yerleştirilmesini tamamen üstlenirim ve bunda ısrarlı olurum, zira bir çamaşırımı aradığımda kolayca bulmak isterim. Tam bu noktada şunu da ifade edeyim, ne bir çamaşır veya giysimi isterim ve ne de başka bir şeyi; öncelikle kendim ararım ve çaresiz kalınca en son olarak eşimden talep ederim. Şöyle bir cümleyi çeşitli ortamlarda ifade etmişliğim vardır: Bu güne kadar eşimden bir bardak su dahi istememişimdir, kalkar kendim alırım ne istiyorsam. Düğme mi dikilecek, çorba mı yapılacak, kendim yaparım. Buna karşılık eşim her seslendiğinde, en sevdiğim hobimle uğraşıyorsam dahi orada bırakır, mutlaka istediğini yaparım;
  • Bir evde yapılan çok önemli aktivitelerden biri de yeme içme düzenidir. Tabi ki uzun yıllardır bunu eşim üstlenmiştir. Özellikle çocuklarımızın büyütülmesi sırasında beslenme düzenleri ve diğer işlerini tamamen eşim düşünmüş ve üstlenmiştir. Bu konuda ben sadece yardımcı olmuşumdur. Zaman içinde birçok şey yapmayı öğrendim ve bunları keyifle yapmaya başladım. Özellikle son yıllarda sebze yemekleri yapmakta hevesli ve gönüllü oldum. Zaten et tavuk balık gibi hayvansal gıdaların alınması, temizlenmesi ve pişirilmesi konularını hep üstlenirdim. Halen haftada 1-2 defa balık yemeği yaparım. Bunu yaparken temizlenmesi, pişirilmesi ve yağlı bulaşıklarının halledilmesini ısrarla üstlenirim. Ayrıca tavuk haşlama ve çok ender olarak da ciğer yaparım;
  • Her 2 günde bir, 1 kilogramlık ekmek yaparım. Bunun için düzenli olarak katkısız un temin ederim;
  • Birkaç gündebir yoğurt yaparım. Böylece buzdolabımızda daima ev yapımı yoğurt bulunmasına çalışırım;
  • Kahvaltı veya yemek masası düzenlemesini ve yeme sonrasında kaldırılmasını beklemem, ben de daima devrede olurum. Hazırlanmış masaya çağırılmaktan veya yemekten sonra masanın toparlanmasının eşime kalmasından rahatsızlık duyarım;
  • Öğün aralarında kahve içmek veya çerez meyva gibi yiyecekleri hazırlayıp sunmaktan zevk alırım;
  • Eşimle birlikte emekli oluncaya kadar çalışma hayatımız boyunca her sabah daha erken kalkıp kahvaltımızı hazırladım. Spor yaptığım sabahlar daha da erken kalkarak önce spor, sonra kahvaltı hazırlama işini üstlenmiştim. Halen de sabahları daha erken mutfağa girmişsem, çayı demler kahvaltıyı hazırlarım;
  • Gelelim bahçe işlerine; tahmin edilebileceği gibi, çok üstlendiğim bir husustur bahçe işleri. Bütün zorunlu işleri yapmak isterim ve yardımcı kiralamaya hep karşı oldum. Zira bu bizim bahçemizse, biz çalışmalıyız; yardımcı tutarsak bahçe onun demektir gibi gelir bana. Akvaryumunu firmalara temizleten hobi sahipleri gibi olmak istemem. Ne kadar becerebiliyorsam o kadar olur, ama neticede ben-biz yapmış oluruz; olduğu kadar yani! Ancak ilk yıllarda o kadar çok çalışmıştım ki, belimden çok şiddetli sıkıntılar yaşadım. Artık akıllandım, yorulunca ertesi güne bırakıyorum kalan işleri;
  • Bütün bu konular düzenli olarak yapılan uzun soluklu işlerdir; tabi ki bir evde herzaman daha birçok başka işlerin yapıldığını yazmaya gerek duymuyorum.

Yukarıda yazdıklarım evimizde yaptığım öncelik taşıyan işlerimdir. Bu işlerden kalan zamanlarımda hobilerimi yapıyorum ve düzenli olarak spor aktivitelerimi aksatmıyorum. Bir akvaryumum ve köpeğim var. Liz’in eğitimi, yürütülmesi ve beslenmesi tamamen benim sorumluluğumdadır.

Her gün Cumhuriyet Gazetesi, hayatımdaki en değer verdiğim hususların başında gelir. Okuyamadığım zamanlarda bile satın almaktan zevk alırım. Evime mutlaka gazete dergi kitap girer. Müzik dinleme, bugünlerde beyaz cama taşınan sinema izleme, bilgisayar çalışmalarım ve blog sayfamın düzenlenmesi diğer hobilerimdendir. Dağcılık, doğa yürüyüşleri, bisiklet, yüzme gibi spor aktivitelerimi hobi olmanın ötesinde sağlık temelli olarak çok düzenli olarak çok uzun yıllardır sürdürüyorum. Eşimin “Allahın emri gibi yapıyorsun” deyimi gibi, sporun yararlı olabilmesi için düzenli olarak yapılmasına çok önem veririm. Son olarak da şunu ifade edeyim, başta eşim olmak üzere temasım olan bütün insanların düzenli olarak spor yapmalarını teşvik etmek için her zaman çok hevesli olmuşumdur.

Son olarak, bu yazdıklarıma yarım asırlık eşim en yakın şahidimdir ve kendisi bunu herzaman herortamda taktirle ifade etmiştir. Akrabalarım ve arkadaşlarım da önemli bir kısmını bilirler. Ancak torunlarımın ileride “Dedelerini” merak etmeleri halinde birinci elden bilgilenmeleri için bunları yazdım. Hayat kısa, yaşam güzel; önemli olan bu dünyadan güzel bir anı olarak kayıp gitmektir.

BEN EVDE NE YAPIYORUM Kİ?” hakkında 4 yorum

  1. Keşke herkes sizin gibi hayatını bilinçli yaşasa. Emekli hayatını kahvehane hayatı olarak yaşayan,ömrünü sadece çalışmak ile anlamlandıran,emekli olunca hiçbir emeklilik aktivitesi aklında planlamadan sudan çıkmış balık gibi olup bunalıma giren emeklilerin olduğu gerçeği yaşadığımız ülkenin sorunudur. Sizin örnek yaşantınız emeklilere ilham kaynağı olur inşallah..Fikirlerinizi beyan ettiğiniz için çok teşekkürler. Yazdıklarınızdan faydalanmaya çalışan bir emekli okurunuz olarak saygılar sunarım..

  2. Çok güzel bir özet. Herkese örnek olacak tutum ve davranışlarını içtenlikle yazdığın için kutlarım.

  3. Teşekkür ederim Sebahattin.
    Dediğin gibi içtenlikle yazdım; eksiği vardır, fazlası yoktur. Önceliği hep aileme verdim. 22 sene Petkim Lojmanlarında yaşadık, bir defa tek başıma lokale gitmedim. Bir oluyordu: Hanıma kızmıştım, kapıyı vurdum ve Lokal-1’e yöneldim. Vardığımda Ayşen baramerikanda oturuyordu! “Yok öyle tek başına lokale gitmek” dedi. Aynen böle oldu..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir