Bir Şelale, Bir Göl, Bir Antik Şehir Yürüdük Karakuzu’dan İğnedere’ye (15 November 2015)

IMG_0574

Petkim Trek Grubu olarak bugün Zafer Gürhan’ın rehberliğinde Aliağa Karakuzu’dan Menemen İğnedere Köyü’ne Dumanlıdağ’da 18 km yürüdük. Parkur boyunca Suuçan Şelalesi’nden, Gölcük Gölü’nden ve Temnos antik kentinden geçtik; daha ne olsun?

Petkim Trek gurubundan toplam 9 kişiyiz. Aliağa Banliyo durağında buluşup bir minibüsle Karakuzu köyüne geçtik. Köyün dışındaki mezarlığı geçtikten sonra patika başında araçtan inip yürüyüş için son hazırlıklarımızı tamamlayıp saat 8:50 gibi yürüyüşe başladık.

Çok güzel bir hava; güneşli ve hafif serin, hemen hiç rüzgar yok diyebilirim. Yani bir doğa yürüyüşü için hava şartları çok uygun; ekip de çok uyumlu olunca etkinlik çok keyifli oldu.

Bugün neredeyse yürüyüşün sonuna kadar güneş hep karşıdan geldi. Zira parkur rotamız, genelde hep doğu-güneydoğu istikametinde devam etti. Güneş çok parlak olmasına karşın başlangıçtan itibaren ağaçların gölgesinden, dere yataklarındaki serinliklerden ilerlerken hiç bunalmadık.

IMG_0608Dumanlıdağ taze çimenden adeta yeşile boyanmış, insan bahar mı güz mü diye karıştırıyor! Meşe ve çamların yeşilleri arasında tek tük geniş yapraklıların sarı-turuncu renkleri özellikle dere yataklarında çok güzel güz manzaraları boyamış. Buna karşın mevsim nedeniyle çok seyrek olarak siklamen, tavşankulakları ve birkaç tane de acıbadem(kar çiçeği) görebildik.

Zemin her zamanki gibi Dumanlıdağ taşları ile kaplı. Bu nedenle yürüyüş sonuna doğru taşlar üzerinde yürümekten bıkıyor insan! Zira bu yürüyüş yarım saatlik öğle molasını düşünce net olarak 6 saatten fazla sürdü. Öğleden sonraki kısımda sağ dizim biraz ağrımaya başlayınca taşlı patikalar işimi biraz zorlaştırdı.

Yürüyüş rotasındaki ilk nokta olan şelaleye dere yatağından yükseldiğimiz için yukarıdan ulaşıyoruz. Aramızda Suuçan Şelalesi’ni görmeyenler olduğundan uzaktan da olsa şelalenin fotoğraflarını çektik. Şelaleyi besleyen dereden karşıya geçtikten sonra yoldan devam ederek Turgutlar’dan önce kısa bir mola verdik. Karşımızdaki geniş açıklıktaki yeşile bürünmüş orman örtüsü kaplı manzara solda Güzelhisar baraj gölünden başlıyarak, çeşitli yükselitilerde Düzlen, Otmanlar, Türkmenköy ve Bozalan köy yerleşimlerini görebildik.

IMG_0588Turgutlar köyü adeta birkaç evden ibaret kalmış gibi ıssız. Köyden çok, Zafer’in anlattığı köyün batısındaki tepenin ağaçlanma öyküsü ilgimizi çekti. Bundan yaklaşık 20 sene kadar önce bir yangınla çırılçıplak kalan tepenin çevresini ormancılar telle çevirmişler. Böylece hiçbir insan ve hayvan giremeyince tepe iyice yeşillenmiş ve ormanlık bir alan olmuş. Oysa bir süre sonra içinden geçtiğimiz bir alanda yapılan ağaçlandırma çalışmalarına rağmen orman oluşmamış! Bu da bize Hayrettin Karaca’nın ormana ağaç dikilmemelidir sözünü hatırlattı.

Öğle molası vermeyi planladığımız Gölcük’e geldiğimizde büyük bir doğa yürüyüşçüsü gurubun da göl çevresinde mola verdiklerini gördük. İzmir 9 Eylül gurubu elemanlarının sayısı yüzü geçiyormuş. Gölün çevresinde bir tur atıp, gölün hemen arkasında nispeten rüzgarsız bir alanda yürüyüşe ara verdik.

Gölcük’e kadar çoğunlukla yükselerek yürümüştük. Öğleden sonra ise daha ziyade iniş yaptık. Temnos antik kentinin yeraldığı yamaçların karşındaki nekropol alanından geçerken bir çok kaçak kazı çukurları gördük. Buralarda hiçbir bilimsel kazı yapılmadığından ve bölge korumaya alınmadığından Temnos ile fazla bilgi yok. Zafer’in anlattığına göre Dumanlıdağ çevresinde bulunan 14 antik şehirden bir tanesi Temnos. Bunların da sadece 7-8 tanesinin adı biliniyor: Kyme, Myrina, Aigai, Tisna, Temnos, Neontikos, Larissa.

IMG_0627Yürüyüşün Temnos kısmında yerlerde bol miktarda çeşitli tuğla parçaları ve bazı kesme taşlar gördük. Antik tiyatro ve diğer büyük yapılarının kalıntılarının bulunabileceği şehrin ana yerleşiminin bulunduğu yamaç çok çalılık olduğundan bölgeden ayrılıp patikadan devam ederek yürüyüşü sürdürdük. Kentin yaslandığı tepeye, İğnedere’ye daha yakın olmasına karşın, Görece Tepesi demişler. Zira burası eski Görece’ye daha yakın. Şimdiki Görece de bizim yürüyüşü bitirdiğimiz İğnedere’ye çok yakın, neredeyse bitişik. Nitekim önden giden birkaç arkadaş yanlışlıkla önce oraya ulaştılar.

İğnedere’deki kahvede taze demli çay içtik ve köylülerle biraz sohbet ettik. Özellikle Zafer’in bütün bu çevreyi ne kadar iyi bildiğine şaşırdıklarını düşünüyorum. Ben zaten öteden beri çok şaşırırım!

Bu güzel etkinlikte çektiğim fotoğraflardan seçtiklerimden hazırladığım albümü aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

Not: Aşağıdaki fotoğrafları, herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

Zafer Gürhan’ın Rehberlik yaptığı ayni parkurdaki etkinliğe daha önce 2 defa daha katılmışım:

Sıra

Tarih   

   PARKUR

 

316

26 Mart 2000

   Aliağa Karakuzu,Şelale,İğdedere (18km)  

449

16 Nisan 2006

   Aliağa Karakuzu,Şelale,İğdedere (18km)  

630

15 Kasım 2015

   Aliağa Karakuzu,Şelale,İğnedere (18km)  

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *