GÜMÜLDÜR’DEN ÜRKMEZ-LEBEDOS VE ÇIFIT ETKİNLİĞİ – 15 Mayıs 2016

Sevgili Dostumuz Ayhan Yörük’ün planladığı etkinlikte Efes-Minas Yolu’nda Gümüldür’den Ürkmez Lebedos’a kadar yürüdük ve sonra Çıfıt’da mola verip, denize girdik. Bu güzel programda Ayhan’ın İon Dağcılık’tan arkadaşları Gülten, İpek, Muhammed, Osman, Vesile ile beraber olduk ve Gümüldür’de diş hekimliği yapan dostumuz Dr.Metin Çamdereli rehberlik yaptı.

IMG_4200Bütün meteoroloji sitelerinden yağmurlu geçeceği bilgilerini aldığımız Pazar günü için yağış tedbirlerimizi alarak hazırlandık. Sabah 7:45’de Ayşen’le Ayhan’ın evine gidip, araç değiştirdik. Sonra Bornova ve Gaziemir’de diğer arkadaşlarla buluşup Gümüldür’e geçtik. Ayhan’ın bir başka  arkadaşının unlu mamüller satan mekanında börek ve çayla kahvaltı yaparken Metin de guruba katıldı. Bu noktadan itibaren günün sonuna kadar her türlü organizasyonu yapan Metin’in misafirperverliğine hayran kaldığımı ifade etmeden geçemeyeceğim; gurubun moladaki yiyeceği içeceğinden, diş tedavi ihtiyacına kadar her konuda inanılmaz özverisini gördük.

Mandalin bahçelerinin yeşil okyanusunda adeta bir adacık gibi duran tepelik arazide yerleşmiş Gümüldür, kötü şehirleşmenin güzel(!) örneği olarak gözüktü bize. Plansız iskan ve gecekondulaşma, arkasından gelen hesapsız imarlaşma ile ortaya bir başka çirkin Anadolu kasabası çıkmış. Oysa bu muhteşem meyva bahçeleri ve harika denizi ile belki de Dünyanın en güzel sahil yerleşimlerinden biri yaratılabilirdi; ama nerdee bizde o anlayış ve uygarlık birikimi, yat kalk orucu ne bozar muhabbeti!

gumuldurHerneyse, bir iç çekip bizim etkinliğe dönelim. Sabah 10 civarında Gümüldür’ün hemen dışından başlayan yürüyüşümüzün başlangıcında mandalin bahçelerin kenarlarındaki muhteşem dut ağaçlarından kocaman ballı kara dutlardan yedik. Bahçeli evlerin seyrekleşmesinden sonra, tamamen mandalin bahçelerinin arasından devam eden işaretlenmiş yoldan deniz kenarına kadar yürüdük.

Yağmur öngörülerinin aksine bulutlu bir havada yürümemize karşın mevsim sıcaklığını hissediyorduk. Güneşli bir gün olmadığına şükrederek yoldan devam ederek sahile ulaştığımızda oldukça geniş bir kumsalın sonundaki durgun denizin serinletici ferahliğini hissettik. Küçük dalgalarla sahile kibarca serilen denizin berraklığı insana yüzme isteği uyandırıyordu, ama bizim programa göre ancak öğleden sonra denize girebilecektik.

bakir koyBundan sonra sahil boyunca kuzeye doğru, yaz sezonu başlangıcını yaşayan tesislerin yanından yürümeyi sürdürdük. Çevremizdeki tesislerde ve kumsalda yaz tatilini başlatan yerli yabancı turistleri gördük. Sahilin halk plajı diye adlandırılan kısmındaki kumsal biraz taşlıktı ve sadece Pazar günü çalışmayan üç beş genç vardı!

Lebedos’un bulunduğu söylene buruna yaklaşırken, Ayşen’le benim dışımda tüm gurup ayakkabılarını çıkarıp denizden yürümeye devam etti. Buruna ulaştığımızda çiçeklerle bezenmiş arazinin deniz tarafına bakan yerlerinde bazı taş duvarlar görünce biraz heyecanlandım. Ancak başka herhangi bir kalıntı göremedik. Şehrin belki de akropol benzeri bir yerleşimi olabilecek yükseltide ise hiç bir kalıntı yokmuş. Bu nedenle Lebedos için sadece birkaç kalıntıcık ve kısa bir açıklama içeren bir levha görebildik.

Lebedos’a kadar olan etkinliği burada bitirip otomobillerle Çıfıt bölgesine geçtik. Bir noktadan sonra sadece Metin’in Suzuki’sinin ulaşabileceği engebeli arazide çoğumuz yürüyerek muhteşem güzellikte bir koy kenarına geldik. Mangal partisi hazırlıkları yapılırken ben yüzmeyi tercih ettim ve rahatlıkla diyebilirim ki bu yaşıma kadar yüzebildiğim en güzel denizlerden birisi burası. Ancak Çıfıt adasının bulunduğu bu bölgeyi bilmeyen ve arazi aracı olmayan hiç kimse buraya ulaşamaz.

IMG_4286Izgara balık ve et ile diğer yemekler de yendikten sonra, havanın iyice kapatması ve biraz da artan rüzgar nedeniyle toparlanıp Çıfıt adasının bulunduğu koya geçtik. Aslında diz civarında bir su seviyesi ile karadan yürüyerek geçilen adaya, deniz çok dalgalı olduğu için ıslanmaktan kaçınarak geçmek istemedik. Birkaç arkadaşımız bunu denediler ve bellerine kadar ıslandılar.

Çıfıt adası diye adlandırdığımız büyük kaya kütlesinde dik kısımlardan bir zamanlar bir İdadik etkinliğinde iniş yaptığımı anlattım. Galiba temel dağcılık eğitiminin bir parçasıydı bu uygulama ve ayni zamanda, şimdilerde ekili olan sahil tarafındaki düzlükte kamp kurmuştuk.

Saatler 19’a yaklaştığından daha fazla kalamadık ve sahilden başlayan toprak yoldan yürüyerek araçlarımızın bulunduğu devlet yoluna ulaştık. Burada bir başka etkinlikte tekrar birlikte olma temennilerimizle vedalaştıktan sonra bu güzel etkinliği sonlandırmış olduk.

Bu etkinlikte çektiğim fotoğraflardan hazırladığım albümü aşağıda izleyebilirsiniz.

Not: Aşağıdaki fotoğrafları herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

Yorumlar (4)

avatar
Ayhan YÖRÜK17 Mayıs 2016 12:28

Benim yazmayı düşünüp, yazımın çok uzun olması sebebiyle yazmaktan vazgeçtiğim hususları, çok güzel bir şekilde aktarmışsınız Şinasi Ağabey. Elinize sağlık. Çok teşekkür ederim.

avatar
Şinasi17 Mayıs 2016 12:39

Sevgili Ayhan, aslında kısa bir yazı olsun dediğim için bu kadar oldu. Yoksa daha birçok şey yazabilirdim. Herşeyden önce bu vesile ile tanıştığım İon Dağcılık elemanları ile birlikte bir etkinlik yapmış olmaktan çok mutlu oldum. Hepsi son derece enerjik, neşeli, özverili ve uyumlu insanlar. Bundan sonraki etkinliklerde hepsine başarılar diliyorum.

avatar
metin çamdereli17 Mayıs 2016 12:56

Eline yüreğine sağlık abi.”Söz uçar yazı kalır”. Bunlar bizlerin yazılı tarihi olacak inşallah…Başka etkinliklerde buluşmak dileğiyle…

avatar
Şinasi17 Mayıs 2016 14:50

Yazım için iltifatlara çok teşekkür ederim. Bir gününüzü bütünüyle bize ayırdınız; rehberlik ve önderliğinizle Pazar günü sade bir yürüyüş planlanmıştı, keyifli bir etkinlik haline getirdiniz. Enerjiniz, neşeniz ve özveriniz inanılmaz. Sağolun, varolun. İyi etkinlikler, başarılar dilerim.

Yorum Yapın

Mesajınız

 harf daha yazabilirsiniz.