SAN FRANSİSKO(1.YAZI) (15 Şubat 2001)

“KALİFORNİYA’DA BİR PETKİM’Lİ  – 15 Şubat 2001 / 7 Mart 2001” gezi notlarımın İLK YAZISI (1/14)

“KALİFORNİYA’DA BİR PETKİM’Lİ – 15 Şubat 2001 / 7 Mart 2001

15.02.2001

Atatürk Hava Limanı-British Airways-Heatrow Airport-San Francisco Airport-Oakland-Glenfield Ave

214112ADNANMENDERESHAVALIMAAAAAyşen ve Ayla Abla ile birlikte sabah 6:00’da İstanbul Radisson SAS Oteli’nin resepsiyonundaydık. Otelle ilişkimizi kestikten sonra resepsiyonda bizim için hazırlanan kek, çörek gibi kahvaltılıklardan birkaç parça  atıştırıp doğru Atatürk Hava Limanı’na gittik. Dış Hatlar kısmında British Airways masasını bulup biletlerimize check-in yaptırdık. Bu defa atlamadık, görevli bayana cam kenarından yer istediğimizi söyledik. Türk görevli bayan uçağın boş olduğunu, istediğimiz yerde oturabileceğimizi söyledi. Pasaport kontroldan sonra dükkanlar bölgesini gezdik. Her taraf pırıl pırıl, ferah ve tertemiz. Demek ki istenince oluyor!. Ayla Abla Free Shop magazasından bazı tuvalet malzemeleri satın aldı. Bir kitapçıdan gazete ve kitap alıp çıkış bölümüne yöneldik. Bizi Londra’ya götürecek British Airway uçağı terminal kısmından gözüküyordu. Bir süre sonra içeri aldılar.

215122BRITISHAIRWAYSBOING76666Yerlerimiz cam kenarı değil orta üçlü! Ayşen fena halde bozuldu, zira görevli bayana yer ayırılırken defalarca tembih etmişti cam kenarı olsun diye. Ancak sorun olmadı, yolcular uçağın dörtte birini bile doldurmuyordu. Böylece istediğimiz yerlere oturunca Ayşen’in keyfi yerine geldi.

BA-675 sefer sayılı Boing-767 Saat 8:05 yerine ancak 8:40’da kalktı. İstanbul’un üzerinden yükselirken ilgiyle izledik; yukarıdan pek bir düzenli gözüktü gözümüze nedense! Sonra bulutlara dalınca bir daha İstanbul’u göremedik.

Yolculuk sıkıcı olmadı. Üçümüz de cam kenarına arka arkaya dizildik! Ben zaman zaman anonsları tercüme ettim, ikramlarda hosteslere istediklerini aktardım. Avrupa içlerine doğru bulutlar azalınca kara gözükmeye başladı. Önceleri karlı tarlalar gözüküyordu sonra yükseltiler çıkmaya başladı. Derken karlı zirveler gözükmeye başladı. Bu yüksek karlı dağlar sanırım Alpler!

215132ALPLERRRRBu zirvelerin seyrine doyulmuyor. Uçaktan fotoğrafını çektim. Yaklaşık 10 bin metreden seyrediyoruz. Bulutlar çıkınca ne yazık ki dağ manzaraları gözükmez oldu. Sonra tahminen Manşı geçerken aşağıları gördük ve sonra bulutlar içinden İngiltere’ye indik; Londra Saati ile 10:20. Türkiye saati ise 15:50 olduğuna göre 3 saat 40 dakika uçmuşuz!

Londra Heatrow Hava Limani gerçekten çok büyük. Öyle ki uçaktan indiğimiz 1 numaralı terminalin çıkışından bizi San Fransisko’ya götürecek uçağin kalkacağı 4 numaralı terminale gitmek için bindiğimiz otobüs yaklaşık 10 dakika Heatrow içinde yol aldı. Terminal 4’e geldikten sonra uçusları gösteren monitorlerden 22 numaralı kapıya gitmemiz gerektiğini anladık. Burada kızını görmek icin Kanada’ya gidecek bir hanımla ahbaplık ettik ve ayrılırken bize ikram ettiği haşhaşlı çöreklerden yedik.

Kalkış için yeterince zamanımız olduğundan terminalde biraz oyalandık. Bir çekiliş için sergilenen bir Ferrari önünde Can için poz verdim! Daha sonra bu sırada Londra’da bulunan Ergun’u aradık ama başaramadık. Elif’in verdigi numaradaki bazı haneleri, biz zaten Londra’da olduğumuz için, çevirmemek gerekirmiş. Bunu öğrenince bu defa da kredi kartımızı makine yutmasın(!) diye telefondan vazgeçtik.

215138HEATROWAIRPORTTTT

Bizi San Fransisko’ya götürecek British Airways BA-287 uçaği tarifeye göre 13:15’de kalkması gerekirken bir Amerikalı bayanı beklediğimizden ancak 13:50’de havalandık (Türkiye saati 15:50).

Bu 2 katlı bir Boing747. Dehşetli büyük bir uçak; 400 küsür kişi taşıyor. Uçakta hemen hemen hiç boş yer yok. Öylesine kalabalık ki değil gezinmek arada sırada bacaklarımızı dinlendirmek istediğimizde ayakta duracak boş yer bulmakta zorlanıyorduk. Çoğunlukla önümüzdeki koltuğun arkasına monte edilmiş küçük ekrandan TV seyrettik. 11-12 kanalda çeşit çeşit filmler gosteriliyor. Bir film sıra ile her kanalda seyredilebiliyor. Robert De Niro’nun bir filmini izledim. Bir aile komedisi, anladığım kadarıyla eğlendirici bir film. Diğer kanallarda eski nostaljik filmler (MM ve T.Curtis, J.Lennon), çizgi filmler (Walt Disney, Taşdevri), ve spor filmleri.

Önümüzdeki ekrandan uçuşla ilgili olarak sürekli bilgiler alıyoruz : Uçuş yüksekliği, uçak dışının sıcaklığı,  varış yerine uzaklık (km ve saat olarak), varış yerinin ve kalkış yerinin lokal zamanları. Ekrandan okuyorum 10 saat, 9 saat, 8 saat, bitecek gibi değil!

Ayni zamanda haritadan uçağın Dünya üzerindeki yerini izleyebiliyoruz. Kuzeye Ingiltere içinden devam edip, Iceland, Greenland, Kanada, derken ABD. Bütün bu bölgeler kar içindeydi. Tahminen Greenland bölgesinde fotoğraf çektim. Buzullar ve derin çatlaklar ilginçti. San Fransisko’ya iyice yaklaştık hala her taraf bembeyaz. Acaba orası da karlı mi diye düşünürken Ayla Abla San Fransisko’ya kar yağmaz dedi.

San Fransisko’ya 20 dakika kala kar manzaralarını bulutlar kapattı. Bulutlar içinden alçalırken birden San Fransisko gözükmeye başladı. Evler, sahiller derken Golden Gate köprüsünü gördüm. Hemen fotoğrafını çektim. Epeyce dolandık ve deniz tarafından yaklaşıp San Fransisko Hava Limanı’na indik. Lokal saatin 15:50 olduğunu gördüm, Türkiye saati ise 01:50 (16.02.2001) olduğuna göre tam 10 saat uçmuşuz!

215161SFAIRPORTTTTUzun uçustan sonra uçaktan inip yerde adım atmak hoş bir duygu! Kalabalık uçağımızın yolcuları ve hemen bizim arkamızdan gelenlerle birlikte büyük bir kalabalık halinde San Fransisko Hava Limani’nin pasaport kontrol noktalarında kuyruğa katıldık. Burada çok zaman kaybettik ama uçus sıkıntılarını atmak için iyi oldu. Güzel bir adetleri var, Londra’da olduğu gibi burada da çocuklu ailelere öncelik tanıyorlar.

Pasaport kontrolundan sonra bavullarımızı bir taşıma arabasına yükleyip çıkışa doğru yöneldik. Bavullarımızda yiyecek olup olmadığını sordular, göğsümü gere gere olmadığını söyledim. Ayla Abla kızına beyaz peynir, bal, mantı, yufka, çay, ıhlamur gibi pek çok yiyecek getirmişti ama ingilizce bilemediğinden bu soruyu yanıtlayamadı ve yalan beyan vermeden geçmiş oldu!

Çıkışta Elif bizi beklemiyordu! Bizi karşılayacaktı ama herhalde gecikecek dedik, oysa erken gelmiş ve biz gecikince British Airways bürosundan uçak yolcu listesini incelemek istemis, ama listeyi bulamamışlar! Tekrar bekleme salonuna gelince bizi buldu, sarmaş dolaş olduk. Bizlere ikişer defa sarıldı. Konuşa konuşa park yerine girdik, Station Volvo’ya yerleştik. Elif, bize çok karışık gelen, hava limani parking binasından ve yollarından geçerek otoyola girdi. Volvo çok geniş ve rahat. Elif de oldukca hızlı kullanıyor gibi geldi bize. Ama bu çok normal, hem yollar güzel hem de Amerikalılar kurallara çok güzel uyduklari için hiç sorun yaşamadan yol aldık. Karanlıkta San Fransisko otoyollarını  ve uzun bir köprüyü(Bay Bridge) geçip Oakland tarafına yöneldik. Caddeler, sokaklar derken 1321 Glenfield Avenue 94602 Oakland California adresindeki mütevazi evinin önüde park ettiğimizde Saat 19:00 idi.

Eşyalarımızı taşıyıp güzel bir akşam yemeği yedik. Yemekte gelişimiz şerefine şarap içtik, çok geç olmadan dinlenmeye çekildik.”

Not: Gezinin bu ilk günü Türkiye ve San Fransisko’da çektiğim fotoğrafları (33 adet) aşağıda veriyorum:Aşağıdaki fotoğrafları herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir