Kahvaltıdan sonra Mill Valley’den yola çıktık. Golden Gate’den sonra iki katlı tipik SF evlerinin oluşturduğu mahalleleri geçip okyanusa kırdık. Sonrasında hep okyanus kıyısından güneye doğru yol aldık.
Sayısız plajlarda mütevazi surf dalgalarını izleyenler ve gezinenler vardı. Bugün okyanus sakin, hava kapalı ve bulutlu. Yani otomobil yolculuğu için çok uygun. Pasifica, Moss Beach gibi yerleşimleri de geçtikten sonra Half Moon Bay’da bir kahve molası verdik. Buradaki plajda biraz deniz havası almak için plaj tesislerine gittik.
Kamer ve Can nöbetleşe şöförlük yapıyorlar. Kalanlar çevreyi izliyoruz. Doğa çok güzel. Heryer yemyeşil. Okyanusun mavisi, dalgaların beyazı; sık sık pelikan sürüleri hep dalgaların üstünden kuzeye doğru uçuyorlar. Bazı sulak alanlarda başka bazı kuşlar var. Yer yer ormanlardan geçiyoruz. Artık güneş var ve sıcak bastı. Derken Santa Cruz’a girdik. Oldukça büyük bir şehir. Sahile kadar inip kıyıdaki büyük bir lunapark havasındaki eğlence merkezine varıyoruz. Burada parkedip gezmek istemedik, zira şehir oldukça kalabalık ve hava sıcaktı. “Monterey’e kadar durmadan yola devam edelim” dedik. Zira acıktık ve öğle için Carmel’e ulaşmak istiyoruz.
Santa Cruz’dan sonra artık sahilden uzaklaştık. Buralarda büyük tarlalarda ziraat yapılıyor. En çok da enginar ekilmiş. Bazı tarlalardan enginarlar epeyce yükselmiş olarak gözüküyorlardı.
Carmel’e girince atmosfer birden değişti. Burası çok şirin bir mimarisi olan güzel bir tatil beldesi. Sokaklarında hep turistler geziniyor. Kafeler lokantalar dolu. Biz öğleyi geçirmemize karşın uygun bir lokantada karnımızı doyurduk. Sonra sahile kadar yürüdük. İnce beyaz kumsalı oldukça geniş. Pek denize giren yok ama plajda epeyce insan vardı.
Carmel’den sonra Monterey’e yöneldik. Geceyi geçireceğimiz Marriott Oteli’nin penceresinden Monterey fotoğrafları çektim.
Bugünkü gezinin aşağıdaki fotoğraflarını, herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.