İDADİK ILGAZ DAĞI K.HACET ZİRVE ETKİNLİĞİ (2 Ağustos 2026)

Kulübümüzün kuruluşunun 40. Yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen “40. Yılda 40 Zirve” Projesi’ndeki Ilgaz Dağı Zirveleri için görev kabuleden 5 İdadik sporcusu olarak Küçükhacet ve Büyükhacet zirveleri 2 Ağustos 2026 Pazar günü gerçekleştirilmiştir. Etkinlik öncesi programa  göre 3’er kişilik 2 grup olarak Ilgaz Dağı zirvelerini ayrı ayrı deneyecek idik. Bir arkadaşımızın mazereti çıkınca toplam sayımız 5’e düştü ve birlikte hareket ettik. Ertan Ersan, Ertan Kalmış, Silvio Braggiottti benim emektar Pasat Varyant ile yolculuk yapacağız; ve Ruhi Uyar Ankara’dan Ilgaz’a geçecek. Izmir’den yolumuz uzun ama 4 şöför olunca aracı dönüşümlü olarak kullanacağımızdan olayı gözümüzde büyütmedik.

1 Ağustos Cumartesi sabahı Sabah 6’da Foça’dan hareket ettim ve arkadaşları İzmir Evka3 Metro otoparkından alarak Bursa üzerinden devam etmek üzere kuzey rotasını tercih ettik. Bu rotada Osmangazi Köprüsü ve paralı otoyollar olduğundan ulaşım maliyeti biraz artacaktı ama daha hızlı ve nispeten daha kısa yolculuk yaparak Ilgaz’a ulaşmayı hesapladık.

Ilgaz’da Ruhi ile buluşup bir lokantada birlikte yemek yedikten sonra tekrar yola çıkıp “Eski Kastamonu Yolu” üzerindeki Derbent Otel’e yerleştik. Daha ziyade kayak faaliyetleri için kışın işletilen otel neredeyse boş gibiydi. Yemek işini hallettiğimiz için oyalanmadan odalarımıza çekilip dinlenmeyi tercih ettik. Zira sabah 6’da kahvaltı hazır olacak ve hemen yola çıkacağız.

Oteldeki mükellef kahvaltı ile karnımızı güzelce doyurduktan sonra araçlarımızla yaklaşık 2.5 km mesafedeki yürüyüş başlangıç noktasına gittik. Burada bir selfi yapıp Saat 6:40’da etkinliği başlattık.

Başlangıçta orman içindeki toprak yoldan hızlıca yükseldik. Ortam çok güzel, hava tertemiz. Her taraf yemyeşil ve çiçekler rengarenk. Sık sık fotoğraf çekmiyorum ama gene de çoğunlukla geride kaldım. Zira grup bana göre daha hızlı; aralarında bir 77’lik olduğunu hesaplamıyorlar!

Yukarılara doğru orman örtüsü seyrekleşti. Artık çok belirgin olmayan patikalardan çıkıyoruz. Arada işaretlenmiş ağaçlar ve kayalar  görebiliyoruz. Bir dere yatağına alçalıp karşı tarafa geçerken yoğun otlardan neredeyse akan suları göremedik. Sonra çarşaklar başladı ve ağaçları bitirdikten sonra Geyik Gediği denilen bir açıklığa ulaşınca biraz nefeslendik. Etkinliğe başladığımız ağaçlı bölgenin öbür tarafındaki, aslında orası da alabildiğine orman olan, Mülayim Yaylası’nı gördük. Orman örtüsü içinde kayak merkezleri seçebildik.

Hareketten yaklaşık 45 dakika sonra ulaştığımız Geyik Gediği’nin arkasındaki çıplak tepenin ismi Küçuk Çaltepe imiş.  Solumuzdaki son ağaçlarıngerisinde görkemli bir diklik gözüküyor. Rehbere zirvenin orası olup olmadığı sorulduğunda, oraya varıldığında zirvenin görülebileceğini umduğunu söyledi!

Oldukça uzun süre hep yükseldik. Zemin yumuşak ve yer yer çeşitli çiçeklerle kaplı. Kafamızı kaldırıp yukarılara baktığımızda çok seyrek aralıklarla birkaç ardıç ağacı görebiliyorduk. Ağırlıklı olarak önde yükselen Silvio ve Ruhi bu minik ağaçların gölgesinde bizi bekliyorlardı.

Birkaç kısa nefeslenmelerden sonra tırmanışa devam ettik. En yukarılarda insanlar görmeye başladık. Bunların zirveden dönüş yapan dağcılar olduklarını düşündüm. Ancak epeyce süre sonra onlarla yakınlaşmadığımızı farkedince aslında onların da zirveye gittiklerini anladım. 

Bana çok uzun gelen bu tırmanıştan sonra nihayet son yüksekliklerin sol uzağında yayvan zirve konisini görebildim. Bir süre sonra kütle daralmaya başladığından sırt hattında yükselirken solumuzdaki ağaçlı bölgeyi uçaktan seyrediyor gibiydik. Aşağılardaki vadilerden buralara kadar gelen sisi sürükleyen rüzgar oldukça serin esiyordu. Giysilerimi ayarlarken grup devam edip zirvedeki insanlara ulaştılar. Saat 10 gibi aralarına en son katıldığımda zirvedekilerin üniversite öğrecilerleri olduklarını öğrendim. Onlara bu yaşlarında dağcılığa başlamış olmalarının ne kadar güzel bir şans olduğunu, kendimin doğa sporlarını ancak 40’lı yaşlarda keşfettiğimi anlattım. Koç  Üniversitesi öğrencileri bizim yaşlarımızı öğrenince epeyce şaşırdılar. Onlarla birlikte hatıra fotoğrafı çektik. Sonra, kamp yaptıkları bizim otele yakın yere dönmek üzere bizlerle vedalaştılar.

Zirvede İdadik’in 40.Yılında 40 Zirve Flaması ile hatıra fotoğrafına poz verdik. Böylece Ilgaz Küçükhacet Zirve görevi yerine getirilmiş oluyordu. Şimdi sıra Büyükhacet  zirvesindeydi. Ancak buradan bakınca Büyükhacet oldukça uzakta gözüküyordu. Arada derin vadiler ve heybetli sırtlar vardı. Kendi adıma Küçükhacet zirvesi ile yetindiğimi ifade ettim.

İdadik grubu zirvede hafif atıştırmalıkla biraz dinlendi. Ben hiç oturmadım ve bir sürü  fotoğraf çektim. Ömrümde ilk defa tam zirve noktasında bu kadar çok çiçekler gördüm. Daha sonra, İdadik zirve hatıra fotoğrafında 40.Yıl formasını giymeyi unuttuğumu farkettim ve tek olarak formalı fotoğraf çektirdim.

Yaklaşık 45 dakika kadar zirvede kaldıktan sonra tekrar çantaları sırtladık. Geldiğimiz yöne değil Büyükhacet’e doğru inişe başladık. Bir süre böyle devam ettikten sonra Küçükhacet timinin bir U çizerek geriye döneceğimizi beklerken birlikte devam ettik. Aslında bir sakatlık olmasın diye çok dikkatli iniş yaptığım için hep geride kaldığımdan ne olup bittiğini soramadım. Tam bir inişi tamamlayıp düze indiğimde tekrar ilerliyorlar. Yeni yükseltide grubu yakalıyorum tekrar yeni bir iniş başlıyor geride kalıyorum. Solumuzda tepesi çıplak Büyükhacet zirvesinin muhteşem panoramik manzarasına yaklaşıyoruz. Bir yandan da acaba birlikte zirveye gitme kararı alındı da söylemeyi mi unuttular diye düşünüyorum.

Buralardaki manzaralar gerçekten çok güzel. Çiçekler içindeki vadi tabanları, büyüklü küçüklü yeşil yükseltiler, sağımızda solumuzda yer yer sisli derin vadiler ve hep yukarılardan bakan Büyükhacet zirve konisi. Bu şekilde yaklaşık 2 saat indik çıktık ve sonunda Büyükhacet’e yönelen kavşağa geldiğimizde Silvio ve Ruhi ile vedalaşıp artık nihayet dönüşe başladık.

Dönüş rotası dik bir inişle başladı. Yaklaşık 200 metre inişi çiçekler içindeki araziden yaptık. Rengarenk çiçeklerin bolluğu inanılır gibi değil. Tamamen araziden dimdik iniş yaptığımız için zaten oldukça yavaş indiğimden hiç fotoğraf çekemedim. Zaten hangi birini çekeceğimi de bilemezdim!

Nihayet aşağıdaki toprak yola indiğimizde sabrım da bitmişti. Bu nedenle artık yoldan devam etmek iyi geldi. Yolun iki tarafında çiçeklerle bezenmiş harika bahar manzaraları ve geride orman ağaçları ile çok güzel bir doğada yol aldık. Böyle güzel bir ortamın ancak cennet diye nitelendirilebileceğini defalarca ifade ettim.

Küçükhacet zirvesinden sonra Büyükhacet’e doğru 2500’den 2200’lere kadar sırt doruklarında inip çıktıktan sonra ve nihayetinde son inişi de sorunsuz halledince  keyifle yürüdük. Ancak ōnümüzde 10-11 küsür km yol var ve 1800-1900’lerde inişli çıkışlı yolda 4-5 saat  güneş altında yürümemiz gerekiyor. Bir çeşme bulabilmek için epeyce yürüdük. Çeşme bulamayınca yukarılaradan şırıl șırıl akan minik dereciklerden birinde suları tazeleyip bir gölgede dinlendik. Bıraksalar saatlerce uyuyasım vardı. Ama bir şeyler yemek isterdim zira kahvaltıdan beri neredeyse 10 saattir sadece su içmiştim. Dünden kalan bayat kaşarlı pide parçalarını afiyetle yedim.

Tekrar yola koyulduk. Toprak yol sağa sola kıvrılıyor, hafif tırmanışlar da yok değil, ancak bitmek bilmiyor. Sağ dizim biraz ağrıdı, dizlik taktım. Zorlu yollarda geçmişte sorun çıkaran sol dizim ise bugün çok iyi.

Önden gitmiş olmak için değil de biran önce bitsin diye hızlanıyorum, sonra etkinlik başlangıç noktasını göremeyince, biraz hayal kırıklığı, grubu bekliyorum. Bu yol dönüşünü bu kadar uzun beklemiyordum. Belki de dizimdeki ağrı nedeniyle, yol çok uzun geldi. Haritayı da inceliyorum, bir hata yok, devam etmek zorundayız.

Nihayet bir virajdan sonra başlangıç noktasına yakın geniş açıkliği tanıdım; bitime 10 dakikalık yol kalmıș. Bu moralle hızlandım ve Passat’ın yanına vardım. Yolun tozu toprağı aracı örtmüştü adeta ama artık yürüneyeceğim için bana çok güzel göründü doğrusu!

Küçükhacet zirvesinden sonra doruklardan devam ederek, yüksekliği 2587 metre olan Büyükhacet’e 2 arkadaşımızı uğurladıktan sonra inişe geçen grupta yeralarak, toplamda 1062 metre irtifa kazancı ile, tam 11 saatte 21 km etkinlik yapmışım.

Bu güzel etkinliğin aşağıdaki fotoğraflarını herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir