YENİMAHALLE MUSTAFA KEMAL LİSESİ (1964)

MAYK Lisedeki Cebir öğretmenimin adını hatırlayamıyorum ama lakabını hiç unutamam. Mayk derdik biz “Cebirci”ye. Malüm, öğretmenlere ve futbol hakemi, takım koçu gibi pek çok benzeri meslek erbabına hep “Hoca” diye hitap etmek günümüzde pek yaygın. Ancak o zamanlar, 60’lı yıllarda, “Cebirci”, “Coğrafyacı”, “Edebiyatçı” gibi branşına göre isimler takardık öğretmenlerimize. Bizim adını hatırlayamadığım Lise1’deki Cebir öğretmenimiz … Continue reading

“MERHABA” Başlıklı İlk Yazımdaki Bulmacanın Yanıtını Açıklıyorum. (25 September 2009)

Blog sayfama 1 Şubat 2009 tarihinde yazdığım “Merhaba” başlıklı ilk yazımda bir bulmaca sormuştum. Sayfa başında ancak bir kısmı gözüken dağ manzarasının nereye ait olduğunu sevgili Emre Tanrıkulu, Foça’daki yazlığımızın bulunduğu Çanak Tatil Sitesi’nde geçen Ağustos ayında karşılaştımızda söyledi: Kaçkar Dağı’nda Büyük Deniz Gölü.KAC9672434DENIZGOLU

Continue reading

A SINIFI BUZDOLAPLARI NEDEN DAHA PAHALI? (9 August 2009)

Çok yakın bir tarihte bahçe katı için yeni bir buzdolabı almam gerekince piyasayı incelemeye karar verdim. İzmir’deki belli başlı büyük mağazalarda markaları, modelleri inceledim. Pek çok marka ve model arasında seçim yapmak gerçekten zor. Bu pazar araştırması sonunda en dikkatimi çeken hususun A Enerji Sınıfı buzdolaplarının B Sınıfı modellerden  yaklaşık olarak 500 TL(eski deyimle yarım … Continue reading

YÜZME GÖZLÜKLERİNİN BUĞU ÖNLEME ÖZELLİĞİNİ NASIL KORUYABİLİRİZ? (28 July 2009)

yuzucuYaz gelince yüzme severlerin büyük bir kısmının yüzme sezonu başlar. Kuşkusuz imkan olsa da hepimiz sadece yazın değil, 12 ay yüzme yapabilsek. Ancak  ülkemizin olanaklarında bu pek kolay olamamaktadır. Ben de, ancak yaz aylarında Foça’daki mütevazi yazlığımızda kaldığımız sürece,  olabildiğince çok yüzmeye çalışıyorum. Dikkat ederseniz denize girmek  demiyorum, yüzmekten bahsediyorum.  Hemen her gün 1.5-2 km tempolu yüzüyorum. Bu kadar yüzmek bana yetiyor.

Bu yazıda yüzme gözlüklerinden bahsetmek istiyorum.

Continue reading

“Hakkımda” Köşesinden Alıntı: Çocukları Nasıl Büyüttük? (2004)

Çocukları Nasıl Büyüttük?

2006 yılı Temmuz ayında emeklilik kararı alarak 31 yıl hizmet verdiğim Petkim’den ayrıldım. Ayşen de benden 2 ay önce emeklilik hayatına başlamıştı. Menemen Villakent’teki evimizin inşaatı henüz bitmediği için Ankara’ya yerleşmiştik ama, yaz aylarında İzmir’de, Foça Çanak Sitesi’ndeki küçük dairemizde yaz aylarını geçiriyorduk.

Bu dönemlerde arada Petkim’e uğrayıp arkadaşlarımı ziyaret ediyordum. Böyle  bir ziyaret sırasıda, bir zamanlar çalıştığım müdürlükteki 2 bayan arkadaşıma uğramıştım. Onlar da çocuk eğitimi üzerine konuşuyorlarmış. Daha doğrusu birisi bir gün önce yaramazlığına dayanamadığı için çocuğuna bir tokat atmak zorunda kaldığı için  üzüntüsünü anlatıyormuş. Ben de odaya tam bu sırada girmişim. Birkaç hal hatır sorma cümlelerinden sonra hemen sordular:

Continue reading

Bütün Çocukların Babalar Gününü Kutluyorum (21 June 2009)

Babalar Günü başlıklarını görünce gazetelerde, doğal olarak önce kendi babamı ve çocukluk günlerimi düşündüm. Annem ve babam görücü usulü ile evlenmiş ve asla uyuşamayacak kadar farklı kültür, tahsil ve karakterde bir çift olduklarından mutlu bir evlilik yaşayamadılar. Tabi bu durumda ben de o günleri çok güzel günler olarak hatırlayamadığımdan olacak, çok sevmem babalar günü muhabbetlerini. Ancak … Continue reading

Bir Sinema Sevdalısı (13 May 2009)

Sinema sevdalısı başlığının kuşkusuz bu sanatı “icra edenler” veya bunun hayalini kuranlar için söylenegelmiş bir ifade olduğunu biliyorum ama, sinema sevgimden dolayı, sinemanın seyircilerinin de bunu sahiplenebileceklerini söyleyebilirim. Zira biz sinema seyircileri ve TV’deki izleyicileri olmasak bu sanatı kim takip edecek! 7.Sanat olarak tanımlanan Sinema en çok sevdiğim sanat olmuştur. Hatta gençliğimde hep film yönetmeni olma … Continue reading

5 Mayıs 2009 Saat:22’de Gökyüzündeki Yıldızları Tanıyalım (5 May 2009)

<br /> Dağcılık yapan arkadaşlar bilirler, yüksek dağlarda kamp yapılan etkinliklerde geceleri gökyüzünde yıldızlar çok güzel görünür. Bunun bir nedeni havanın temizliğidir, diğeri de çevrede şehir aydınlığı yoktur. O kamp gecelerinde gökyüzünde yıldızlar artmış gibi gelir ilk anda. Şehirde geceleri görmeye alıştığımız yıldızları da çıplak  gözle bulmakta zorluk çekeriz bu yıldız bolluğu içinde. Böyle müstesna gecelerde gündüz yapılan dağcılık etkinliğinin yorgunluğunu atarken, kamp sakinlerinin sohbeti eninde sonunda yıldızlara gelir. Zira onlar o kadar çokturlar ki…

Continue reading

Obama’nın Türkiye Ziyaretindeki Artılar ve Hayalkırıklıklarım…! (8 April 2009)

Dünyanın en güçlü devletinin başkanı Türkiye’ye gelmişse bu önemli bir olaydır. Hele burada söyledikleri daha da önemlidir. Tabi açık açık söylemediklerini de doğru okumak gerekir. Kendi adıma bir blog sahibi olduğum için böyle önemli bir konuda düşündüklerimi duyurmak isterim.

Fazla detaya girmeden, bir kısmı da zaten çeşitli yazar ve diplomatlar tarafından ifade edilen, düşüncelerimi madde madde yazıyorum:

Continue reading

Villakent’te Bahar Müjdecileri, Ya Da Nisan 1 (1 April 2009)

Bugün 1 Nisan, dünya şaka günü! Ama gel gör ki, dünyanın ve ülkemizin çok sorunu var, şakaya gelir yani yok yaşamın. Nisan ayı çok şey çağrıştırıyor; bahar, mutluluk, yeni bir sene… Ancak bu güzel çağrışımlar yanında hoş olmayan çağrışımlar da var. Örneğin Nisan ayı ile birlikte Ermeni diyasporasının sözde ermeni soykırım sanrıları. Amaçları yeni yılın bahar başlangıcını kötü emellerini besleyecek söylemlerle karartmak. Ülkemizdeki hatta Ermenistan’daki pek çok Ermeninin dahi kulak arkasına attığını düşündüğüm bu asılsız iddiaların, diyasporanın beslenme malzemesi olduğunu herkez biliyor artık. Ve açıkça söylüyorlar ki, bu bilim adamlarının ve tarihçilerin sonlandıracağı bir konu değil, siyasilerin karar vermesi gereken bir hususmuş!

Continue reading