VİLLAKENT’TE BİR KÖPEK MUHABBETİ! (26 January 2026)

Villakent Komşuluk Yürüyüş Grubu’da 26 Ocak 2026 tarihinde paylaştığım 2 anım:

1

”Arkadaşlar

Dünkü etkinliğimizin son kısmında Villakent girişinde köpeklerin saldırısına uğramıştık. Aslında köpekler bize değil, bizimle gün boyu yürüyen küçük sarı köpeğe saldırıyorlardı. Küçük sarı köpek de onlara saldırıyordu. Diğer taraftan Sue de bu olayların içindeydi. Yürüyüş grubu arkadaşlarımız saldırgan köpeklere karşı duruyorlardı. Bir süre bu ardabe yaşandıktan sonra birden hiçbirimizin beklemediği bir olay meydana geldi: Sue küçük sarı köpeğe saldırdı. Hem de çok şiddetli saldırdı ve hatta onu altına aldı. Uzunca bir süre sarı köpeği elinden alamadık. Sonunda Sue’yı kontrol altına aldım ve uzatmasına bağlayarak ortamdan uzaklaştırdım. Yürüyüş etkinliği bittiğinde bu olayın açıklamasını birkaç arkadaşa yaptım ama genelde grubun duymasını istiyorum. Bu nedenle bu açıklamayı hazırladım.

Resimlerdeki bir önceki ikinci köpeğim Liz büyük siyah tipik bir kurt köpeğiydi. Güzel bir hayvandı ancak oldukça hırçındı. İnsanlara değil ama tüm köpeklere saldırırdı. Bu nedenle başına, başımıza bir sürü olay geldi. Kavga ettiği köpeklerden sahipli olanlar sahiplerine tedavi masrafları ödedim. Villakent dışındaki kırlarda karşılaştığımız birden fazla çoban köpeğine saldırdığını bilirim. Bu nedenle kırlarda dahi hep bağlı olarak  gezdirirdim. Ancak bu durumdan bir bilgilenme sağladım. Bunu köpek sahibi olduktan sonra satın aldığım kitaplardan mı, yoksa konuyla ilgili izlediğin videolardan mı öğrendim bilmiyorum: Böyle durumlarda beraberinizde olan köpeği kontrol altına alırsanız, diğer köpekler de sizin kontrolünüze giriyor!

Bu olayı bir çok defa yaşadım. Ve her defasında da aynı uygun sonucu aldım. Bir köpek grubuyla karşılaştığımızda öncelikle zaten onları Liz tahrik ediyordu. Havlıyor hırlıyor üstlerini yürüyor, bağlı olsa dahi zıplayarak onlara hamle yapıyordu. Bu durumda köpekler de karşılık verdiğinde çıngar kopuyordu. Böyle durumlarda hemen Liz’i kontrol altına alıyordum. Liz’i azarlıyor ve susturuyordum. Yanımda sessizce oturmasını sağlıyordum. Her kıpırdadığında ayn şeklinde Liz’e yükleniyordum. Bunu başardıktan sonra çevremizdeki köpekler aniden duruyorlardı. Ve onlar da uzun süre hareketsiz kalıyorlardı. Bir süre durduktan sonra ya köpekler pes edip geri dönüyorlar veya biz uygun bir şekilde ortamdan uzaklaşırken ses çıkarmıyorlardı. Bunu yıllarca, defalarca yaşadık Llz’le.

Sue bu uygulamayı dün sarı köpeğe yaptı. Sarı köpeğin onlarla kavga etmesini istemedi. Ve onu susturunca ardabenin biteceğini biliyordu. Bu bilgi köpeklerde sanıyorum doğuştan var. Bu nedenle lider köpeğe çok saygı gösteriyorlar.

Arkadaşlar bu bilgi size bir şekilde hayatınızda lazım olabilir. Bu nedenle üşenmedim yazdım. Son olarak şunu söylüyorum ki bilgi kuvvettir. Bilin.“

2

“Yeri gelmişken hadi ilgili bir anımı daha paylaşayım. Kaç yıl önceydi hatırlamıyorum, o zamanlar Villakent çok kalabalık değildi. Şimdilerde hiçbir sosyal medya grubunda bulunmuyorum ama ismini hatırlayamadığım bir Villakent sosyal medya grubunda yorumlar, paylaşımlar yapıyordum.

Birgün Villakent Bulvarı’ndaki kadın heykeli civarında, 2 büyük köpek mekanı tutmuşlar, gelene geçene havlıyorlarmış. Hatta köpeğini gezdiren bir komşumuza saldırmışlar ve bazı üzücü olaylar olmuş. Bu konuları paylaşan komşularımız “Aman dikkat edin, oradan köpekle geçmeyin” gibi uyarılar yapmışlardı. Bunun üzerine Liz’le saldırgan köpeklere uyguladığım yöntemi denemek için oradan geçmeye karar verdim.

Merkeze yakın bir yerde oturuyoruz ve Teraslı Park’a kadar yürüyüp o bölgeden geçmeyi planladım. Bir yandan da yaptığımın doğru olup olmadığını düşünüyorum. Bu efelik acaba gereksiz miydi?

Villakent kırlarında kullandığım bu yöntemi bir kaç arkadaşıma söylemiştim ve bunu Villakent içinde de denenmek için iyi bir fırsattı. Düşündüğümü yapacağım,gençlik(!) işte!

Liz’le o bölgeye yaklaşırkenle bizimki hemen hırlayarak tepki verdi. Köpekler az ileride oturuyorlardı ve bizi görünce bize yakın olan ayağa kalkıp havlamaya başladı. Ben de daha henüz uzak olmamıza karşın, Liz’i uyarmaya başlamıştım. Liz’e uyarılarım havlayan köpeğin dikkatini çekti. Diğeri de ayaklandı ama pek fazla yaklaşmadılar. Onlara hiç aldırmadan, habire Liz’i fırçalıyordum:  ‘Yürü, önüne bak, karışma, bulaşma’ gibi komutlar veriyordum. Liz de sözlerimi dinleyerek yanımda tepkisiz yürümeye devam etti. Bu minval ile köpekli bölgeye geçip Teraslı Park’a gittik.

Teraslı Park turundan sonra aynı yerden bir daha geçip geçmemek hususunda tereddüt yaşamadım. Zira önerdiğimi kanıtlamak için tekrar geçmem gerekiyordu. Evet, aynı yerden tekrar geçtik, bu defa köpekler hiç havlamadılar; bizi gözleriyle takip ettiler. Ben sadece arada Liz’e ‘Hişşt’ diye ufak tefek komutlar verdim ve o bölgeden geçtik.

Eve geldikten sonra bu deneyimimi sosyal medya grubunda paylaştım ve böyle köpeklere bu şekilde davranmanın sonuç verdiğini yazdım. Daha sonra grupta bu paylaşımları tüm komşular okumamıştır diyerek bu konuda bilgilerimi yüz yüze aktarmak istedim. Bir hafta boyunca mesai saatinden sonra saat 18:00 gibi muhtarlık önünde bekliyeceğimi ve gelenlere bu konuda eğitim vereceğimi duyurdum.

Bir hafta boyunca beş gün orada oldum. Son gün bir hanımefendi geldiler ve bu konuda bilgi almak istediklerini söylediler. Bildiklerimi ve deneyimlerimi anlattım. Ayrılırken sordum: ‘Nasıl hissediyorsunuz şimdi, geldiğinize göre daha güvenli hissediyor musunuz?’ Hanımefendiye çok yararlı yararlandığını söylemişti. Sonra başka gelen olmamıştı.

Sonuç olarak diyorum ki: Siz siz olun, böyle anıları okuyun, ama gene de bir bölgeyi tutan köpeklere fazla yanaşmayın!”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *