Konuk Yazar: Selim Erdoğan’ın “İstiklal Vatanımda Bir Tek Düşman Kalmasın” kitabının önsözü “Anahtar” dan (8 Ekim 2026)

Selim Erdoğan’ın “İstiklal Vatanımda Bir Tek Düşman Kalmasın” kitabının önsözü “Anahtar” dan alınmıştır.

“3,5 yıl süren bir mücadelenin sonunda, bağımsızlığa açılan son kapının eşiğindeyiz. Cephede milli mücadele serimizin ilk iki kitabında verdiğimiz anahtarlar bu kapı için de geçerli. Ancak bir Milli Mücadele vermemize neden olan asıl düşmanı görmek, yani İngilizlere karşı verilen gerçek Kurtuluş Savaşı’nı anlamak için bu üçüncü anahtara ihtiyacımız olacak. Sık sık karşılaştığımız “İngilizlerle savaşmadık bile” küçümsemesinin aslında nasıl art niyetli bir yalan olduğunu böylece anlayacagiz.

Serimizin üçüncü kitabı Mustafa Kemal Paşa’nın “ Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” emriyle başlayan ve zaferle sonuçlanan süreci anlatıyor. Bu, her yerde karşımıza çıkan “ İstiklal Savaşı’nın Türk Ordusunun 9 Eylül’de İzmir’e girmesi ile bittiği” ezberini bozan bir anlatım. İstiklal Savaşı’nın son kurşunu 18 Eylül sabahı, yani İzmir’e Türk Bayrağı çekildikten dokuz gün sonra atılmıştır. Yarbay Hüseyin Vecihi Bey, 61. Alay Komutanı 17 Eylül günü Bandırma’da şehit olmuştur. Aynı gün, bitti denilen İstiklal Savaşı’nın Delikbayır Tepesi 73 şehidi vardır. 9 Eylül’den sonra, son Yunan askeri de Anadolu’yu terk edene kadar 300’den fazla Mehmet vatana eklenmiştir. Bandırma’da atılan son kurşunu inkar etmek, 9 Eylül’den sonrasını yok saymak her şeyden önce bunca şehidin hatırasına hakarettir.

İzmir öncesine dair gelenekselleşmiş anlatım da sıkıntılıdır. Örneğin 30 Ağustos’tan 9 Eylül’e kadarki süreçte “Yunan ordusu ardına bakmadan kaçmış mıdır?” Kitabımız bu açıdan da bazı ezberleri bozmak zorunda. Bu nedenle 31 Ağustos Kaplangı Dağı, 1 Eylül Kapaklar, 3 Eylül Takmak, 4 Eylül Kula, 5 Eylül Salihli ve 6 Eylül Bintepeler muharebelerine anlatıyoruz. Büyük Taarruz ve sonrasındaki zaiyatımızın neredeyse üçte birinin bu muharebelerde olduğunu ortaya koyuyoruz. Yunanlıların İzmir yönünü kapatmak ve dövüşmek için son gayretlerini anlatmamaın, düşmannı korkak savaşmayı bilmeyen aciz olarak göstermenin “ üç kuruşluk Yunanla yapılan savaş diye yutturmak” diyen tarih sahtekarlarının değirmene su taşımak olduğunu biliyoruz. Yunanların Milne Hattı’nda Türk Ordusunu durdurmak için 4 Eylül‘de Tekirdağ’dan gemilerle alelacele getirdiği “A Tümeni” Gemlik‘i savunurken Trakya‘dan sevk ettiği 55. Alay düşmanın direncinin kanıtıdır. Bu yüzden neredeyse sıfırdan oluşturulmuş bir ordunun 230.000 kişilik bir işgal gücüyle defalarca dövüşmesi kadar, o dirençli düşmana diz çöktürecek azim ve kararlığa sahip olmaktır asıl anlatılması gereken.“

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir