Dünkü EsintiliVadi sabah yürüyüşünde molada anlattıklarımı burada tekrar etmek istiyorum. Zira, şimdilerde yağmursuzluktan iyice kuraklaşmış sabah yürüyüşleri yaptığımız bu toprakların, insanlık tarihinde önemli bir yer tutan üzüm ve şarapçılık endüstrisinin doğduğu bölgelerden olduğunu bir daha anmak istiyorum.
Dün EsintiliVadi parkurunda SaklıKonak adını verdiğimiz ev kalıntılarından hemen sonra gördüğümüz, üzüm veya zeytin sıkmak için yapılmış olduğunu tahmin ettiğimiz kayaya oyulu taş tekneyi konuşurken, Arkadaşımız Mehmet Tümer sarkastik olarak şaka yollu “Burada üzüm bağları var mıymış?” deyiverince, benim konuşma konum beliriverdi. Esasında bu konuda daha önce tartışmıştık, ama tekrarı da güzel olacaktı. Bu defa talep gelmeden konuşma yapmak istediğimi ifade ettim. Aşağıda o konuşmamın kısa özetini veriyorum:
Eşimin yeğeni olan Elif, ABD Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’de İşletme Masteri yaparken Seçmeli Ders olarak Şarap okumuştu. Bu dersin uygulaması da genelde akşamüstü oluyordu. Bizim de ABD’de olduğumuz o zamanlarda, ders sonrası eve epeyce keyifli gelirdi o akşamlarda!
Şimdi içinizde işletme ile şarap ilişkisini merak edenler olabilir. ABD’nin en önemli şarapçılık merkezi Napa Valley, Kaliforniya’dadır. Tıpkı Fransa (Bordeaux) Bordo Şarapları gibi, Napa Şarapları da ünlüdür. Tam bu noktada mesnetsiz olarak diyorum ki, Napa’ya Şarapçılık Bordo’dan gelmiştir. Bunu keşke Elif’e sormuş olaydım. Belki derste işlenmiştir, belki bu zaten bilinen bir husustur. Her ne ise!
Diğer taraftan şarapçılık Bordo’ya Foça’dan gitmiştir diyebiliyorum. Bilindiği gibi Fokaililer denizcilikte çok güçlü idiler ve ünlü gemileriyle Karadeniz Akdeniz hatta Atlantik’e kadar yayılmışlardı. Nitekim Anadolu Pers istilasından sonra, Foça’yı terkedip kurup yerleştikleri en bilinen şehir Marsilya’dır. Bu bölgeye şarapçılık kültürünü Fokaililer getirmiş olmalı. Zira üzümün, tarihi M.Ö.5000’lere varan vatanı Anadolu’dur. Foça’da üzüm bağları vardı ve şarapçılık zeytin işletmeciliği kadar güçlüydü. Bunun en belirgin kanıtı Bağarası yerleşimidir. Hatta Yeni Bağarası Mahallesi bile var!
“Peki nerede o bağlar, asmalar?” derseniz, yanıtım ‘Müslüman Türkler yok ettiler’ olacaktır. Şöyle ki: Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yapılan mübadele anlaşmalarına göre Yunanistan’daki Müslüman Türkler Anadolu’ya getirildi. Bu noktada şunu da yazayım, maalesef söz konusu mübadele anlaşması Türkler-Yunanlılar şeklinde değil, Müslümanlar-Hristiyanlar olarak yapılmıştır. Bu nedenle de belki müslüman olmayan Türkler Yunanistan’da kalmıştır ve belki de Müslüman olan Yunanlılar Türkiye’de kalmıştır. Bunu bilemiyorum.
Şimdi tekrar konumuza dönersek, mübadele sonunda Anadolu’ya gelen Türkler şarapçılık bilmedikleri için, bağları kesip bildikleri ziraati yapmışlardır. Ve bu nedenle buralardaki M.Ö.5000 yıllarından beri 6000-7000 yıllık üzüm asmalarının köklerini kazımışlardır. Bizim sabah yürüyüşlerinde bu bölgelerde gördüğümüz asma kökleri çok kıymetlidir. Eğer daha önceki günlerde Sizlerle de paylaştığım bir dokümanda bahsedildiği gibi, bazı zengin çiftlik sahiplerinin geçtiğimiz yıllarda bu asmaları geliştirip Foça‘nın üzümünü tekrar hayata geçirdiklerini bilmeseydim çok üzülürdüm. Şimdi artık ‘Foça Karası’ üretiliyor ve şarabı bulunabiliyor. Tabi her yerde değil! Örneğin Villakent’teki minik Karfur(!)’daki muhteşem şarap reyonunda( aşağıdaki fotoğrafı bugün çektim) yok!