Anılar: Mustafa Kemal Lisesi – MAYK (1964)
Lisedeki Cebir öğretmenimin adını hatırlayamıyorum ama lakabını hiç unutamam. Mayk derdik biz “Cebirci”ye. Malüm, öğretmenlere ve futbol hakemi, takım koçu gibi pek çok benzeri meslek erbabına hep “Hoca” diye hitap etmek günümüzde pek yaygın. Ancak o zamanlar, 60’lı yıllarda, “Cebirci”, “Coğrafyacı”, “Edebiyatçı” gibi branşına göre isimler takardık öğretmenlerimize. Bizim adını hatırlayamadığım Lise1’deki Cebir öğretmenimiz olan … Okumaya devam et
Dün Petkim Dağcılık gurubundaki arkadaşlarımızla Karşıyaka Dağcılık Kulübü’nün düzenlediği Balçova Ilıcalar Behzat Tepesi etkinliğine katıldık. Karşıyaka Dağcılık Kulübü’nün lideri Kani Çelikel ve eşi Aysel hanım bizleri gerçekten çok sıcak karşıladılar ve tüm gün etkinlik boyunca bu sıcaklık sürdü.
Dün Ayşen ve Liz ile İzmir Ege Dağcılık Gurubu doğa yürüyüşçülerinin düzenlediği Menemen Çukurköy-Suuçan Şelalesi programına katıldık. Suuçan Şelalesi’ne Aliağa tarafından birkaç defa gitmiştim ama bu parkurdan hiç yürümemiştim.
Aynen başlıkta yazdığım gibi oldu; 16 Eylül 2009 Çarşamba günü kardeşim Sinan’la aniden Kastamonu’ya gittik. Kastamonu benim ve Sinan’ın doğduğumuz şehir. Kastamonu’nun Taşköprü ilçesi de ebeveynlerimizin “memleketi”. Zaten akrabalarımızın bir kısmı da halen Taşköprü ve köylerinde yaşıyorlar. Ben İzmir’de ve Sinan da Çanakkale’de yaşadığımız için çok sıklıkla gidemiyoruz Kastamonu’ya. Sinan Çanakkale’den ve ben de İzmir’den gelerek buluştuğumuz Ankara’daki işlerimiz planladığımızdan yarım gün önce bitince dönüş yolunu uzatarak Kastamonu’ya gitmeye karar verdik.
Dün gece Villakent Mahallesindeki komşumuz Hacer ve Ümit Yılmaz çiftinin bahçelerinde hazırladıkları mangal partisine davetliydik. Mangal partisi deyince iki cızbız bir yeşillik gibi düşünülmesin, sofrada eksik yoktu; karı-koca birlikte hazırladıları yemekler ve mezelerden sonra neredeyse mangal ürünleri ikinci planda kaldı. Bu güzel sıcak yaz gecesinin ilerleyen saatlerinde laf döndü dolaştı dağcılık konularına geldi ve halen İDADİK Yönetim Kurulu Başkanı olan Ümit Yılmaz, 2001 yılında birlikte yaptığımız Barla Dağı Zirve Etkinliğini anımsatarak eşiyle zirvede çektirdikleri fotoğrafı bize gösterdi.
Yaz gelince yüzme severlerin büyük bir kısmının yüzme sezonu başlar. Kuşkusuz imkan olsa da hepimiz sadece yazın değil, 12 ay yüzme yapabilsek. Ancak ülkemizin olanaklarında bu pek kolay olamamaktadır. Ben de, ancak yaz aylarında Foça’daki mütevazi yazlığımızda kaldığımız sürece, olabildiğince çok yüzmeye çalışıyorum. Dikkat ederseniz denize girmek demiyorum, yüzmekten bahsediyorum. Hemen her gün 1.5-2 km tempolu yüzüyorum. Bu kadar yüzmek bana yetiyor.