HASAN DAĞI ZİRVE ETKİNLİĞİ(**) (11-12 July 2009)
(*): Ayhan Yörük’ün gönderdiği fotoğraflar eklendi. (**):Cengizhan Aktan’ın fotoğraflarından eklendi(31.07.09).
İç Anadolu Bölgemizdeki Tuz Gölü’nün güneydoğusunda bulunan Melendiz Dağları volkanik grubunun en yüksek dağı, 3268 metrelik zirvesiyle Hasan Dağı’dır. Yaklaşık 2 bin yıl öncesine kadar aktivitesini sürdürmüş olan Hasan Dağı koni şeklinde tabakalanmış bir volkandır ve nispeten iyi haldeki krateri opsidiyenlerle kaplıdır. Dağcılar, Hasan Dağı’na yapılan zirve etkinliklerinin yazın çekilmez olduğunu, buna karşın kışın kuzey kulvarlarından çıkışların oldukça zevkli olduğunu ifade etmektedirler. Bu görüşün doğruluğunu, İzmir Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübünün dün gerçekleştirdiği Hasan Dağı Zirve Etkinliği’ne katılarak bizzat yaşadım.
İNEBOLU’DAN ANKARA’YA, ATATÜRK ve İSTİKLAL YOLU PROJESİ’nin Kastamonu-İnebolu arasındaki 95 km’lik kısmının yürünmesi etkinliğini, Kastamonu Valiliği bünyesinde Kastamonu Kültür ve Turizm Derneği düzenlemiş ve Türkiye dağcılarını etkinliğe katılmak üze-re Kastamonu’ya davet etmişti. Zirve Dağcılıktan arkadaşım Ayhan Yörük etkinliği bana duyurunca hemen katılma isteğimi belirttim. Milli Mücadelede İstanbul’dan gelen cephane ve diğer lojistik desteğin, kadın çocuk yaşlı yöre halkının efsanevi özverisiyle, İnebolu kıyısında demirleyen gemilerden balıkçı kayıkları ile sahile taşınarak, oradan da kağnılarla Milli Mücadele merkezi Ankara’ya nakledildiği güzergah olan İnebolu-Ankara arasındaki Atatürk ve İstiklal yolunun Kastamonu-İnebolu arasındaki 95 km’lik kısmı Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen katılımcılar tarafından 6-9 Haziran 2009 tarihleri arsındaki 4 günlük sürede yüründü.
Sonuda ben de muradıma(!) erdim, “yeme içme sınırsız” bir otelde tatil yaptım! Beni bu tatil için ikna eden yakınlarımla birlikte oteldeki pek çok etkinliğe katıldık. Bu aktiviteler bizi o kadar çok meşgul etti ki, otel dışına çıkacak vakit bulamadığımız gibi beraberimde götürdüğüm 2 kitap ve 2 dergiyi elime dahi alamadım; yedik içtik yüzdük aktivitelere katıldık. Gecelerimizi de canlı müzik ve dans süsledi. Başlıkta sarkastik olarak dediğim gibi, bir bakıma adeta otele hapsolduk!