SAMSUN’DAN AKÇAKOCA’YA BATI KARADENİZ GEZİSİ (2-11 July 2010)
Eşim Ayşen Yüksel, kardeşim Sinan Yüksel ve eşi Necla ile birlikte, Oya ve Can’ın nikah törenlerine katılmak üzere 2 Temmuz 2010 sabahı İzmir’den yola çıktık. Bir önceki yazımda anlattığım evlatlarımızın Nikah Töreninden sonra, hazır buralara kadar gelmişken dönüş yolunu uzatarak Batı Karadeniz’de bir gezi yapalım dedik. . . . çoğu restore olmuş 400’ün üzerinde mimari değerli tarihi konakları olan Kastamon’nun yanında yalnızca 40 küsür konağı ile bunca üne kavuştuğu için her zaman kıskançlıkla küçümsediğim Safranbolu, kazandığı turistik ünü hak eden bir güzellikte gözüktü . . .

![images[2]](http://www.sinasiyuksel.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/images21.jpg)


Çocuklarımızı büyüttüğümüz yıllarda kendi yaşımızdaki arkadaşlarımızla yaptığımız sohbetlerin bazılarında laf dönüp dolaşıp çocuklarımızın büyüyüp evlenmek istediklerinde nasıl davranacağımız konusuna gelirdi. Daha doğrusu arkadaşlar bizim ve özelde de benim çocuk büyütmekteki onlara göre farklı, belki de çok farklı, yaklaşımlarım karşısında, adeta bir açık yakalamışcasına, şöyle bir yorum yaparlardı:
Bir suredir ABD Teksas Eyaleti’ndeki College Station’deyiz. Buradaki Teksas A&M Universitesi’nde Bilgisayar Bolumunde doktorasini bitirmekte olan buyuk oglumuz Cem 8 Mayis’da 5 senedir birlikte yasadiklari Masha ile evleniyor. Biz de Aysen’le bu mutlu gunlerinde onlarla birlikte olmak istedik. Dugun hazirliklarinin telasi arasinda firsat buldukca cevreyi geziyoruz. Bugun ogleden sonra Gabbard Park’ta kisa bir gezinti yaptik.