ÇAL DAĞI ZİRVE ETKİNLİĞİ – 13 Haziran 2015

cal0052148Tam 15 yıl önce(20 Mayıs 2000) Ayşen’le birlikte, gene bir İdadik etkinliği olarak, yaptığımız Çal Dağı Zirve çıkışını, gene İdadik’li 4 arkadaşımla(Salih Aslan, Halil Demir, Ali Rıza Karabacak, Okan Kurtuluş) yaptık. Ancak bu defa, dağın Doğu istikametinden başlıyarak sırtlardan kılçıktan, derin uçurumların tepesinden bulutların hizasından(!) sisler içindeki zirveye vardık. Dostumuz Ayhan Yörük, yolculuktan gelip son anda guruba katılan oğlu Bahadır ve kramp riski hisseden Ruhi ile birlikte kılçıklardan önce, zirveden  dönüşümüzü beklediler.

Çal Dağı zirve etkinliği için İzmir’den gece yarısından sonra yola çıktık. Programa göre etkinliğinin kamp kısmına katılan 4 arkadaşımızı Katrancı deniz kampında bırakıp, oyalanmadan dağa çıkışı başlatmak istiyoruz. Zira dağ etkinliği öğleden sonra biterse, Katrancı’da yüzmeyi planlıyoruz.

Sabah 7 gibi, Arpacık köyünden sonra çok güzel bir pınarı olan Fethiye manzaralı bir seyir noktasından yürüyüşe başladık. Hafif serin, harika bir sabah. Heryer yemyeşil, kuşlar cıvıl cıvıl. Yüksek sedir ve çamlar arasından Fethiye körfezi ışıl ışıl. Yani bir dağ yürüyüşü için olabilecek en güzel ve uygun koşullar!

Cal Dogu TepeKısa bir süre toprak yoldan devam ettikten sonra sağa doğru tırmanışa başladık. Orman içinden iyice yukarılara çıktıktan sonra birden Çal Dağı doğu eteklerindeki tepeleri gördük. Önce ortasında bir ceviz tarlası olan önümüzdeki vadi tabanına indik ve sonra hemen dimdik tırmanışa başladık. Çevremizde rengarenk çiçekler ve ille de limon kokulu kekikler! Yürüdükçe farkında olmadan ezdiklerimizden kokular saçılıyorlardı.

Tepeye doğru yükseldikçe manzara güzelleşiyordu. Arada geriye dönüp baktığımızda uzaklarda yarımadanın batısındaki dağların bulutlar arasından sisli yükseltilerini görebiliyorduk. Hatta Akdağların karlı zirveleri de seçiliyordu.

Tepe varamadan Ruhi arkadaşımız devam etmemeye karar verdi. Zira bu sıralarda kondisyonu yeterli olmadığından bacaklarına kramp girmesinden çekiniyor. Ayni yerden döneceğimiz için biz tırmanışa devam ettik. Bu ara Ayhan Yörük ve Bahadır tepeyi bulmuşlardı bile!

Diğerleriyle birlikte tepeye ulaştığımda Çal Dağı zirve konisinin düşündüğümden çok uzakta olduğunu gördüm. Zirvenin dibindeki gözetleme kulesi ise çok zor seçiliyordu. Esas moral bozucu olan da zirveye doğru sıra sıra kılçık sırtlar; biri bitiyor diğeri başlıyor!

Cal Kilciklar

Burada kısa bir su molası verdikten sonra tekrar tırmanışa başladık. İlk kılçık geçişlerinden itibaren zorlu ve hata kabul etmeyen bir yola gireceğimiz belli oluyordu. Her iki taraftan da oldukça dik ve derin uçurumlar ve yer yer ellerimizi dahi kullanmak zorunda kaldığımız inişli çıkışlı kesik çatlak kayalarla devam eden kılçık sırttlar. Ve bu şekilde zirve konisine kadar devam eden parkurun uzunluğu, dönüşü de ayni yerden yapacağımızı düşününce oldukça cesaret kırıcı idi!

Ayhan ilk kılçık geçişlerinden sonra devam etmemeye karar verdi. Zira oğlu Bahadır bu etkinliğe başka bir seyahatten döner dönmez dinlenmeden katılmıştı. Uykusuzluk ve yorgunluk hata yaptırabilir diye risk almak istemedi haklı olarak.

Kalan 5 kişi zirveye doğru kılçıklardan yolalmaya devam ettik. Bazen tam kılçıktan, bazen biraz sağından veya solundan tırmandık. Çoğunlukla aşağılara bakmadan, bastığımız yerlere iyice konsantre olarak ilerledik. Önümüzdeki her yükseltiyi aştığımızda zirve konisi bir türlü yakınlaşmıyordu; hatta içimizde zirve bizden kaçıyor galiba diye espri yapanlar oldu!

Çal zirvesine ulaşmak için kılçıktan tırmanmayı sürdürürken çevredeki bulutlar da çoğalmaya başladı. Hatta zirve konisi sis içinde kaldı. Tam, zirveye ulaşamadan yağmura yakalanacağız diye tasalanmaya başlamıştım ki, önümdeki yükseltinin hemen biraz ilerisinde gözetleme kulesini sisler içinden görüverdim! İşte bu çık hoş oldu, bu defa zirve bizden kaçamadı diye çığlık attım. Büyük bir keyifle bu manzaranın fotoğrafını çektim.

Cal ZirveSisler içindeki gözetleme kulesini pas geçip zirveye yöneldik. Zirvede keyifli anlar, her zirvede yaşanan ritüeller, tebrikler ve fotoğraf çekmelerden sonra İdadik flamasın önünde poz verdik. İşte bu anlar, tüm yorgunlukların ve endişelerin bittiği anlar, amaca ulaşmanın doyumsuz keyfi, anlatılabilir şeyler değil; yaşayanlar bilir. Ben kendi hesabıma 66 yaşımın tadını çıkardığımı hissettim. Bir daha gelir miyim acaba? Kim bilebilir ki, ama neden olmasın?

Zirvede daha fazla oyalanmadık. Zira hem rüzgar üşütüyordu, hem de çevredeki bulutların homurtuları duyulmaya başlamıştı. Yağmur yağarsa dönüş yolundaki ayni kayalı kılçıklar ilaveten kayganlaşabilirdi.

Cal2015

Dönüş daha kısa geldi bana. Muhtemelen tırmanma olmadığındandır ama belki de yükseklik görüntüsüne ve kayma endişesiyle konsantre olma duygusuna alıştım galiba. Mola yerine ulaştığımızda arkamızda kalan zirve konisi buluttan kapanmıştı bile.

Tepenin tabanındaki ceviz tarlasına yakın noktada arkadaşlarımızla buluştuktan sonra bile öğle molası vermedik. Zira önümüzde son bir yükselti daha kalmıştı ve yağmur ise ensemizdeydi! Aracımızın bulunduğu yere ulaştığımızda nihayet birşeyler yiyebildik. Ama doğrusunu söylemek gerekirse, yağışa yakalanmadığımız için şanslıydık. Yürüyüş boyunca endişesini taşıdığım yağmurun, biz taşıta bindikten sonra başlaması ayrıca keyifli oldu.

Bu heyecanlı zirve etkinliğinde çektiğim fotoğraflardan seçtiklerimle hazırladığım albümü aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

Not: Aşağıdaki fotoğrafları, herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

Yorumlar (2)

avatar
Ayhan YÖRÜK17 Haziran 2015 07:13

Kalemine yüreğine sağlık Şinasi Hocam. Güzel geçen 2 günü harika özetlemişsiniz. Sanki tekrar oralara gittim. Bir de Katrancı Koyu işletmecisinin attığı çadır ücreti kazığı olmasaydı.

avatar
Şinasi19 Haziran 2015 17:28

Teşekkür ederim Ayhan. Hissettiklerimi aynen yazmaya çalıştım. Tabi özet olarak; ayrıntılarda daha pek çok şey var, ama ancak sohbetlerde!
Birlikte nice etkinliklere inşallah. Selamlar..

Yorum Yapın

Mesajınız

 harf daha yazabilirsiniz.