SİSLER İÇİNDE KANDİLTEPE’DEN GEÇTİK – 5 Kasım 2017

PetkimTrek’li sekiz arkadaş Kemalpaşa Kamberler’den başlayıp sisler içindeki Kandiltepe’ye çıktık; sonrasında Ören’ne kadar yürüyerek etkinliği bitirdik. Toplam 7 saat süren etkinlikte, 2 saatte zirveye ulaştıktan sonra tamamı iniş olmak üzere, bütün molaları 1 saat kabul edersek 6 saat “kemiksiz” yürümüş olduk.

IMG_9919Kamberler’in ünlü taş camisinin yanında aracımızdan indiğimizde güneşli havaya karşın köyün oldukça serin olduğuna şaşırdık. Çevreme bakınca gördüm ki bu bölge, en son altı sene önce geldiğimizde de aynen böyleydi. Mimarisi çok güzel olan caminin dışındaki ortam gene böyle özensiz, gene derme çatmaydı. Tek düzgün ortam, tam bu alana bitişik, çevrelediği duvar üzerindeki parmaklığa asılı Kamberler Yolu Küme Evleri levhası olan mezarlıktı diyebilirim!

Özellikle Atatürk’ün büstünün olduğu mekan, bir tarafında çöp konteynırı bir tarafında inşaat kumuyla bence yürekler acısıydı. Oysa caminin duvarında çevrenin temiz tutulmasını talep eden bir levha asılmış. Tabi onun kastettiği caminin çevresi!

Çantalarımızı sırtlayıp yürüyüşe başladığımızda başka bir doğa sporu grubunun aracı gelmişti. Grupta İdadik’ten, Zafer’le ortak olarak tanıdığımız, Kudret Ekinci ile selamlaştık ve kısa bir sohbet yaptık. İsmi Mevsim Dağcılık olan grup Karşıyaka merkezli olarak kurulmuş ve bugün üç araçla 70-80 kişi bu bölgede doğa yürüyüşü yapacaklarmış. Onların hızlı diye adlandırdıkları grupla çıkışta bir kaç defa karşılaştık.

Köyden çıkışta saat 10:00 olmuştu. Toprak yoldan ilerleyerek tırmanışa başladık. Genellikle sonbaharın sarı kahverengi kızıl yaprakları ile oluşan renkli ağaçlık bölgelerden geçtik. Bu dağda iğne yapraklılar yanında çok fazla meşe var. Yukarılara çıktıkça yüksek çamların arasından köy gözüküyor, görkemli caminin kubbesi de güneşten parlıyordu.

IMG_9998Zirveye giden boyuna ulaştığımızda ise ortalığı sis kaplamaya başladı. Boyundan zirveye kadar tatlı tatlı yükselirken sağımızda ve solumuzda yeralan çok iyi bildiğimiz dağları görme imkanımız olmadı. Hatta zirvede, zirvede olduğumuzu bile anlayamadık!

Kandiltepe zirvesinde sisler içinde de olsa, topluca fotoğraf çekildikten sonra hemen inişe geçtik. Zira bu yükseklikte sise ilave olarak, dağın kuzeyinden gelen rüzgâr nedeniyle hava oldukça üşütücüydü. Biz de oyalanmadan yürüyüşümüzü sürdürdük ve aşağılara inip öğle molası için daha sıcak bir bölgeye ulaşmayı hedefledik.

Öğle yemeği için getirdiklerimize Zafer’in ikram ettiği taze kırmızı şarap renk kattı! Zafer bu sene şarabını Cabernet Souvignon cinsinden yapmış. Bu cinsi çok sevdiğim için en çok ben iltifat ettim.

Moladan sonra inişe geçmeden önce dizliklerimi taktım. Zira son aylarda oldukça uzun süren diz problemlerim olmuştu. Özellikle sol dizim çok canımı sıkmıştı. Bugün uzun bir aradan sonra ilk defa günübirlik bir etkinlik yaparak ve böylesine uzun inişli bir parkuru tamamlayarak dizimi denemiş olacağım.

IMG_9962Ören Köyü’nü görerek inişini sürdürürken kimi zaman toprak yollardan kimi zaman da mesafeyi kısaltan kesmelerden iniş yaptık. Dağın bu tarafında bol miktarada pembe çiğdemler gördük. O kadar güzeller ki pek çok fotoğraf çekmekten alamadım kendimi.

Neticede saat 17:00 civarında köye girdiğimizde artık dizlerimden hafif hafif sıkıntı duymaya başlamıştım. Ören Köyü’nün Kemalpaşa Turgutlu caddesi kenarındaki bir merkezi parkında çay içip biraz dinlendik.

Daha sonra parkın karşısındaki Ören Belediye Caddesi köşesindeki zevksiz bir oturma mekanının yanına parkeden aracımıza yöneldik. Buradaki Atatürk heykelinin önüne yazılan vecizeyi araçta konu ettim ve bir süre bu sözü tartıştık: Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.

Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur. Nedir Cumhuriyet? Halkın kendi seçtiği temsilcileriyle yönetilmesidir. Yani efendi padişah yok, kulluk etmek yok. Demokrasiye giden yolda cumhuriyeti işaret eden Atatürk, böyle bir söz söylemez.

Dönüş yolculuğu uzun sürmedi, zira Kemalpaşa’ya kadar ulaşıma açılan Yeni İstanbul yolunu kullanarak kolayca İzmir’e vardık. Bugünkü, bir dağ yürüyüşü için çok uygun havada yaptığımız güzel etkinlikte çektiğim fotoğraflardan ve arkadaşlarımın sosyal medya paylaşımlarından yararlanarak hazırladığım albümü aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

Not: Aşağıdaki fotoğrafları herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

Yorumlar (1)

avatar
Şinasi29 Kasım 2017 06:57

Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur. Nedir Cumhuriyet? Halkın kendi seçtiği temsilcileriyle yönetilmesidir. Yani efendi padişah yok, kulluk etmek yok. Demokrasiye giden yolda cumhuriyeti işaret eden Atatürk, böyle bir söz söylemez.

Yorum Yapın

Mesajınız

 harf daha yazabilirsiniz.