GÖKDERE’DEN PINARBAŞI’NA YÜRÜDÜK: KURUTEPE ETEKLERİNDE BALKAN SAVAŞLARI! – 10 Aralık 2017

  1. Bugün PetkimTrek olarak Gökdere’den Kurutepe zirvesine çıkıp, sonrasında Pınarbaşı’na ulaşmayı planladık. Ancak bugünlerde yağmur geçişleri olan bir haftasonu yaşıyoruz ve yağmurlar fırtınaya dönüşürse zorlu bir gün yaşayabiliriz duyguları taşıyoruz.

Diğer taraftan gurubumuzda katılım oldukça düşük, toplamda 7 kişiyiz. Bir hoş sürpriz olarak, yani bugünkü hava şartlarının doğa yürüyüşü için olumsuz gözükebilmesine karşın, Foça’da yaz boyunca sabahları birlikte yürüyüş yaptığımız Mehmet Uyaroğlu da bize katıldı. Mehmet çok uygar bir insan, hemen gurupla uyum sağladı; insan bu kadar mı soyadı gibi uyaroğlu olur!

PetkimTrek gurubunun bugünkü parkurunu Rehberimiz Zafer Gürhan 20 sene önce yürümüş. Bunca zaman sonra patikalar yer yer kaybolmuş ve planlanan parkuru takip edebilmek için bir çok yerde çalılar arasından ilerlemek zorunda kaldık. Üstelik zaman zaman şiddetli rüzgara eşlik eden yağmur da tepemizde şıpırdayınca, yürüyüşün temposu iyice düştü. Bu nedenle epeyce zaman kaybettik ve bunun üzerine, zaten bugün tepesinde bulutların hiç eksilmediği Kurutepe zirvesine gitmekten vazgeçtik. Hatta fırtına o kadar şiddetlendi ki Rasathane dikliğine çıkarken geri dönüp Pınarbaşı istikametine yöneldik. Artık arkamızda kalan Kurutepe zirvesi zaten hiç gözükmemişti, öncesindeki Rasathane bölgesi bile karalar bağladı! 

Dönüş yoluna henüz başlamıştık ki hava birden açtı, hatta güneş de iyice parladı ve biz de güzel bir öğle molası yapma imkanı bulduk. Bugün için hazırladığım 668. Sandviçim Zafer’in Cabernet Sauvignon şarabı ile harika bir ziyafete dönüştü. Gurup küçük olunca herkese ikişer bardak mey düştü ki bu günün şansı oldu!

Öğle molasından sonra tekrar yola koyulduğumuzda bulutlu güneşli havada keyifle yürüdük. Zaten İzmir ve aşağılarda Pınarbaşı gözüküyordu. Taşlı patikada güzelce ilerlerken birden güzelim dağın içine açılmış devasa bir taş ocağı ile karşılaştık. Gürüldüyen taş kırma tesisleri ve dev yaranın(!) kaveasında(!) arı gibi çalışan dev kamyonlar bize çok çirkin gözüktü doğrusu.

Ocağın bizim bulunduğumuz dağ tarafına tel çit yaparlarken açılan toprak yollar nedeniyle bu bölgede patikayı kaybettik. Patikayı bulabilmek için tekrar çalıya girmek zorunda kaldık. Tam bu sırada yağmur da tekrar başlayınca yeniden balkan savaşları yapmak zorunda kaldık!

Neyse ki çalıda balkanda çabalamamız uzun sürmedi ve tekrar patikayı bulduk. Böylece istemeden de olsa dimdik indiğimizden, yolu kısaltmış olduk ve kolayca Pınarbaşı’na indik. Ancak burada, biraz dinlenip nefeslenmek için aradağımız kahvehaneyi bulmak hiç de kolay olmadı. Zira yağmur iyice şiddetlendi ve Pınarbaşı’nın mazgalsız beton sokaklarından akan derelerle(!) birlikte merkeze kadar yürümek zorunda kaldık.

Bugün, bir dağ yürüyüşünde amatör bir fotoğrafçı için çok da uygun olmayan havada, çektiğim fotoğraflar ve arkadaşlarımın sosyal medya paylaşımlarından yararlanarak hazırladığım albümü aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

Not: Aşağıdaki fotoğrafları herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

Yorumlar (2)

avatar
mehmet12 Aralık 2017 20:50

Şinasi bey güzel fotoğraflarınız ve yazınız harika. Tüm çektiğimiz eziyetler gerçekten herşeye değermiş. Sizleri tanımak sizler ile yaşamı paylaşmak çok güzel. En kısa zamanda görüşmek üzere.

avatar
Şinasi13 Aralık 2017 19:37

Uzun yıllar benzer etkinlikler yaptığımız için, olabilecek aksaklıkları biraz daha kanıksamışlığımız oluyor. Özellikle keşif etkinliklerinde veya buradaki gibi uzun aralardan sonra yapılanlarda sıkıntılar olabiliyor. Ancak bizim Rehberimize güvenimiz tam.
İyi bildiğim ve güzel bir etkinlik olacağına emin olduğumda mutlaka tekrar davet edeceğim. Selamlar.

Yorum Yapın

Mesajınız

 harf daha yazabilirsiniz.