Görece Köyü Temnos Yürüyüşü – 30 Aralık 2018

İDADİK senenin son yürüyüşü olarak Görece Köyü-Temnos etkinliğini planlamış. Rehber Elgin Kılıç önderliğinde toplam 24 yürüyüşçü Görece Köyü’nden etkinliğe başladığımızda saat 10:00’a yaklaşmıştı. Evlerin bahçelerin arasından, kimi serbest gezinen kimi bağlı köpeklerin havlamalarıyla geçtik. Hemen köyün çıkışındaki telle çevrilmiş mezarlık alanında, Temnos’tan getirildiği aşikar antik sütun parçaları gördük!
 
Bir süre yoldan yürüdükten sonra, Temnos’un üzerine kurulduğu Kayacık Tepesi’ne doğru yönelerek arazide yürümeye başladık. Yer yer taşlık olmasına rağmen genellikle yemyeşil çimlere kaplı arazide hafif hafif yükseldik. Belli bir tempoyla ilerledikçe, önce çok uzaklarda gibi duran Tepe bir süre sonra hemen dibimizde bitiverdi sanki!
 

Bundan sonra biraz daha dik tırmanarak ve varyantlar çizerek zirveye yakın bir yükseklikte oldukça dik, ancak çok kısa bir çıkışa geldik.  Geçtiğimiz günlerdeki yağmurlardan sonra biraz toprak dolan bu tırmanış rotasında  ellerimizi de kullanmak zorunda kaldık. Bu geçişin üstündeki yeşil doğal balkonda kısa bir mola verip manzarayı izledik.  Bu  noktadan sonra kısa sürede Kayacık Tepesi’nin en yüksek noktasına ulaştık.

Temnos tepesinde verdiğimiz öğle molasından sonra İdadik filoması önünde topluca fotoğraf çekildik. Sonrasında çıktığımızdan daha kolay bir rota seçerek dönüşe geçtik.
 
Önümüzdeki yemyeşil sırtlardan, ilerideki Görece köylerini(!) görerek ilerledik. Önce Eski Görece kalıntılarının bulunduğu bölgedeki terkedilmiş cami harabesinin önünde topluca fotoğraf çekildik. Sonra başka mola vermeden  ve bir ara antik yolu da kullanarak Köy sınırına kadar devam ettik. Burada verdiğimiz son meyva yeme molasından sonra kolayca köye ulaştık. Böylece senenin son etkinliğini köy  kahvesinde yudumladığınız çay ve kahvelerle bitirmiş olduk.
 
Bu güzel etkinlikte çektiğim fotoğraflardan ve arkadaşlarımın medyada paylaşılan fotoğraflarından seçtiklerimle hazırladığım albümü aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.  Fotoğrafların arkasından Temnos antik kenti ile ilgili olarak bulduğum bilgiyi okuyabilirsiniz. 
 
Not: Aşağıdaki fotoğrafları herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.
 
 

TEMNOS

Kaynak: Bilge Umar – Aiolis
Adı
Bu adın Latin harfleriyle yazımında e ile gösterilen ses, Helen’lerin İon boyu yazımında, eskiden a’ya yakın değer taşıyan eta harfi ile gösterilir; Aiolos boyu yazımında ise düpedüz A kullanılarak ad Temnos biçiminde yazılırdı. Helen dilinde anlam taşımayan, Anadolu ve yakın yöresi adlarında, Helen ağzının kendine uydurma çarpıtmasıyla -mna,  -mnos ettiği bitişlerin, öz biçimde, Luvi diliyle ardılı dillerin “-insanı, -halkı” anlamlarında gelen -umna takısı olduğunu (bunun çeşitlemesi: -uma takısı; o takı Hitit dilinde de vardı, karş. Suppi-luli-uma, Duru-kaynağın-insanı) bilmekteyiz. Demek, adın aslı Tamna yani Ta-(u)umna, Ta-İnsanı idi. Ta’nın ne olduğunu da biliyoruz; bu, A ile başlayan sözcükleri o A’yı ihmal ederek de söyleyen ve örneğin Ama yerine Ma, Ada yerine Da diyebilen Luvi/Pelasgos ağzında, Atta/Ata’nın çeşitlenmesidir, tıpkı Rumcadaki Papas sözcüğü gibi hem Baba, hem de Kam (Rahip) anlamındadır.
Yeri
Temnos kalınntıları alanına gitmek için, Menemen-Manisa yolunda Emiralem’i geçtikten sonra sola sapılır ve (Süleymanlı Köyü yoluna girmeden önce yine sola, batıya, sonra kuzeye yönelerek), kavşakdan 5 km sonra, bir dağ köyü olan Göreceye varılır. Temnos kalıntıları bu köyden 2-3 km ilerdeki Kayacık Tepesi’nin üzerindedir. Köyden oraya sizi, ilkçağ kentinin kendi yolunun izleri ulaştıracaktır.
Özel tarihçesi
Temnos, Heredotos’un andığı, Aiolis kentleri birliğini oluşturan en eski 12 ayı Aiolis kentinden biridir. Adının Helen dilinde hiçbir anlamı olmaması nedeniyle, böyle adlar için geleneksel olarak yapılageldiği üzere, açıklayıcı bir mythos öyküsü uydurulmuş, Temnos’un bir yiğit-ata olduğuna inanılmıştır (Ramsay, Anadolunun Tarihi Coğrafyası, Türkçe çeviride s. 162).
Temnos’un kuruluşunun bir özel öyküsü de anlatılıyor. Byzantion’lu Stephanos’un aktardığı bu öyküye bakılırsa, kenti kuran, oraya gelen göçmenlerin önderi Malaos adlı bir kişiymiş; bu Bey, daha önce, nerede kent kursam da sonuç hayırlı olsa diye sorarak bilici kam’lara danıştığında, ona, “Aarabanın dingili nerede kırılırsa orada kent kur” denmiş. Yamanlar’ın kuzey komşusu Dumanlı Dağ’ın yücesine her ne akla hizmet için idiyse çıkan bu hazretin o sarp kayalık yerlerde arabasının dingili kırılmış, o da kenti tam orada kurmuş.
Pausanias’a göre (5 XII 7) bu kentte, Pelops’un, Aphrodite’ye yaranıp onun koruyuculuğunu kazanmak, Hippodameia ile evlenmesine desteğini sağlamak amacıyla, canlı mersin ağacı gövdesine yonttuğu bir Aphrodite heykeli varmış (açıktır ki Pausanias’ın gününde kütük artık kurumuş olmalı). Öyleyse yerel inanç, kentin varlığının, Pelops’un yaşadığı (!) döneme kadar, demekki en azından Troia Savaşı ( yaklaşık, İÖ 1200) öncesine kadar, uzandığı yolundaydı.
Temnos da, diğer Aiolis kentleri gibi, Batı Anadolunun genel tarihçesi içinde sürüklenip gitmiş, bu tarihçe içinde önemli olayları etkilememiş, bir etkinlik gösterememiştir.
Temnos, erken Bizans çağında, yönetim açısından “kent” sayılan bütün yerleşim birimleri gibi, kilise örgütünde bir piskoposluk merkeziydi. İznik’te 787 yılında toplanan Piskoposlar kurultayına katılanlar arasında Temnos piskoposunun da bulunduğu, kayıtlarda görülüyor. Daha sonrakilerde Temnos piskoposu bulunmuyor; demekki kent artık düşkünleme sürecine girmişti. Yörede Türk egemenliğinin yerleştiği sıralarda o yerde pek önemsiz bir Rum köyü vardı.
Kalıntılar
Burada şimdiye kadar bilimsel kazı yapılmadığı gibi, esaslı yüzey araştırması da yürütülmemiştir.
Kentin bir akropolis bölümü ile, düzce bir alana yayılmış aşağı bölümden oluştuğu görülüyor. Akropolis’in kuzey yanında küçük bir tiyatronun kalıntıları, ağaçlar ve çalılar arasına sanki gizlenmiştir. Akropolis’deki sur parçaları klasik çağ’dan, İÖ 5. yüzyıldan veya 4. yüzyıl ilk yarımından kalmadır ve polygonal teknikle örülmüş, yani taşların dış yüzeyi düzeltilmiş, ama taşın bütününe yahut hiç olmazsa ön yanında dikdörtgen şekil verilmeyerek ön düz, düzensiz çokgen biçiminde bırakılmıştır. Sur duvarı içine alınmış düzlüğü inceleyen Doğer, orada stoa ile çevrili bir agora’nın ve bir bouleuterion’un bulunduğunu düşünüyor.
 

Yorumlar (2)

avatar
Aysun Alper15 Ocak 2019 11:07

Şinasi Bey merhabalar 😊
Ben Aysun çok uzun zaman oldu biz sizi kaybettik İrfan buldu
Çok anıyoruz sizi
Çok özledik Ayşen Hanım’ada çok selamlar
Öpüyorum sevgiler
05353387974

avatar
Şinasi15 Ocak 2019 12:56

Merhaba Aysun. Mesajına çok sevindik; biz de sizleri özledik. En son bizim mütevazi yazlığımızda görüşmüştük. Aradan çok zaman geçti; biz İzmir’deyiz, siz de Ankara’dasınız sanırım. Halen yazları Foça’da oluyoruz. Tekrar görüşebilme imkanı olursa çok seviniriz. Selamlar ve sevgiler İrfan’a, ve kızların gözlerinden öperiz.
05337251271

Yorum Yapın

Mesajınız

 harf daha yazabilirsiniz.