Çal Dağı Etkinliği – 12 Ocak 2020

Son günlerdeki soğuk havaların etkisiyle İzmir’in çevresindeki doruklar beyaz örtülere bürünmüşken, PetkimTrek olarak Manisa Çaldağı Etkinliği düzenledik. Aynı yere üç sene önce yaptığımız etkinlikte de Turgutlu ilçesine bağlı Temrek köyünden başlamıştık. Gene aynı şekilde Çaldağı zirvesini aşıp, Yakuplar köyünde etkinliği bitireceğiz.

Bugün güzel bir katılımla 15 kişiyiz: Zafer, Mehmet, Atalay, Aynur, Canan, Çetin, Demirhan, Ergün, Faruk, Ferda, Gökhan, Murat, Servet, Şinasi, Ömer. Çok uyumlu bir grup disiplini gösterdik; çatlak ses yoktu, gruptan ayrılan olmadı, birlikte başlayıp birlikte bitirdik.

Günün beklenmeyeni bu kadar uzun süre karda etkinlik yapmış olmamızdı. Bir çok arkadaşımın da ifade ettiği gibi, sadece zirve civarında bazı kar geçişleri yaparız diye bekliyorduk. Ancak öyle olmadı, neredeyse 6 saat karda yürüdük. Hadi bıktık demiyeyim, karda yürümeye doyduk diyebilirim rahatlıkla.

Beklediğimiz gibi soğuk bir gün oldu. Özellikle zirve konisinde yükselirken esinti iyice üşütüyordu. Ve en yukarda ise, bıçak gibi kesiyordu; ilk fırsatta dağın öbür tarafına attık kendimizi.

Tepenin arkasında rüzgârdan kurtulduk ama, hiç ummadığımız kadar birikmiş karla karşılaştık. Kimi yerde neredeyse batonlarımızın tamamı kara saplanıyordu. Bunu beklemediğimiz için ne tozluk almıştık yanımıza ve ne de batonlarımızın kar tapalarını takmıştık. İyice ıslanan paçalar ayakkabılarımızın nemlenmesine sebep oldu.

Kar örtüsü bittikten sonra öğle molası vermeyi düşünüyorduk ama saat neredeyse 14:00 olduğu halde, hala karda yürüyorduk. Molayı güzel bir düzlükte, karlar üzerinde yaptık. Gene Zafer ve Mehmet Tural’ın ikramı üzüm suları(!) öğle yemeğine keyif kattı. Esas şenlik, pervane gibi fıldır fıldır çevirdiği kuyruğu ile minik bir av köpeğiydi; herkesten yiyecek bir şeyler almak için koşuştu durdu öğle molası boyunca.

Öğle molasından sonra inişe devam ederken gene uzun süre karda yürüdük. Zafer’in aradığı patika kar örtüsü altında kalınca, en uygun kestirmeden bizi köye kadar ulaştıracak toprak yola indik. Tam burada, köylülerin İkizoluk dedikleri, mavi fayanslarla kaplı bir çeşmeye vardık.

İkizoluk’ta biraz nefeslenip, oldukça lezzetli suyunu şişelerimize doldurduktan sonra, tekrar yoldan yürümeye devam ettik. Zemindeki kar şaşırtıcı bir şekilde en aşağılara kadar varlığını sürdürdü. Anlaşılan o ki, kar köye kadar hiç eksilmeyecek diye düşündük. Nihayet karın seyrelmeye başladığı yerlerde saat 17:00’ye geliyordu.

Bundan sonra gene toprak yoldan döne kıvrıla devam edip, şahsen belirgin bir yorgunluk hissi ile bıkkınlık duyduğum bir anda, büyük camiisi ve yüksek minaresinin iyice seçildiği köyün manzarasını gördük. Sola doğru büyükçe bir V çizip köye yönelirken, arkamızda ve üzerindeki vericilerle Çaldağı zirveleri doğrusu oldukça uzakta duruyordu.

En sonuncu olarak köye vardığımda Saatim 18 olmuştu ve önden varanlar çaylarını yudumluyorlardı. Mobil bilgisayarımın şarjı bittiğinden toplam mesafeyi arkadaşlarımın söylemlerinin ortalaması 15 km olarak öğrendim. Sabah 9:45 gibi yürüyüşe başlamıştık, demek ki toplamda 8 saatten fazla süren bir karlı tırmanış ve karda iniş yürüyüşü olmuş. Sol dizimde çok hafif bir sızı ile bu zorlu etkinliği bitirdiğim için “memnun-mesut” hissettim kendimi!

Bu etkinlikte çektiğim fotoğraflardan ve arkadaşlarımın medyada paylaşılan fotoğraflarından seçtiklerimle hazırladığım albümü aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.  

Not: Aşağıdaki fotoğrafları herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

ÇAL DAĞI EVENT – January 12, 2020

With the influence of the cold weather in recent days, while the peaks around İzmir were covered in white covers, we organized the Manisa Çaldağı Event as PetkimTrek. In the event we held in the same place three years ago, we started from Temrek village of Turgutlu district. Likewise, we will pass the Çaldağı summit and end the event in Yakuplar village.

Today we have 15 people with a good participation: Zafer, Mehmet, Atalay, Aynur, Canan, Çetin, Demirhan, Ergün, Faruk, Ferda, Gökhan, Murat, Servet, Şinasi, Ömer. We demonstrated a very harmonious group discipline;  There was no cracked sound, there was no separation from the group, we started and finished together.

The unexpected of the day was that we had been doing activity in snow for so long. As many of my friends have stated, we were just waiting for some snow crossings around the summit. However, that’s not what happened, we walked in snow for almost 6 hours.  Let me not say we got tired of it, we had more than enough walking in the snow for our satisfaction.

It was a cold day as we expected.  Especially when rising at the summit cone, the breeze was getting cold.  And at the top, it was cutting like a knife;  at the first opportunity, we took ourselves to the other side of the mountain.

We got rid of the wind behind the hill, but we encountered more accumulated snow than we ever expected.  In some places almost all of our poles were grounded.  Since we did not expect this, we did not take leggings with us, nor did we put the snow plugs of our batons.  Thoroughly wet legs let our shoes get moist.

We were thinking of taking a lunch break after the snow cover was over, but even though it was almost 14:00, we were still walking in the snow.  We made the break on a beautiful plain, on the snow.  Again, the treat of Zafer and Mehmet Tural’s grape juices (!) added joy to lunch.  The main festivity was a tiny hunting dog that turns its tail fast like a propeller; he ran rushing to get something eat from everyone, during the lunch break.

As we continued to descend after the lunch break. We again walked in the snow for a long time.  When the path that Zafer was looking for remained under the snow cover, we made a suitable shortcut and entered the dirt road that would take us to the village. Right here, we arrived at a fountain covered with blue tiles, which the villagers called İkizoluk.

After taking a little breathing in İkizoluk and pouring its delicious water into our bottles, we continued walking on the road again.  The snow on the ground surprisingly survived all the way down.  Apparently, we thought that the snow would never go down to the village.  It was finally arriving at 17:00 where the snow began to dilute.

After that, we walking curlingly continuing again from the dirt road and when I personally got bored with a pronounced feeling of fatigue, we saw the view of the village where the big mosque and its high minaret were chosen. While drawing a large V to the left and heading towards the village, at the behind us the peaks of Çaldağı with the transmitters above were actually quite far away.

When I arrived at the village as the last person, it was 18 o’clock and the ones who came from the front were sipping their tea at the cafe.

Since my mobile computer is running out of charge, I have learned the total distance of my friends’ average of 15 km. Because of we started walking around 9:45 in the morning, it means that it lasted more than 8 hours as a climb and descent hiking in snow.

I felt “satisfied-happy” because I finished this challenging event with a very slight pain on my left knee!

You can watch the album I prepared from the photos I took at this event and the photos shared by my friends in the media from the link below.

Note: To watch the photos below, you can click on any of them and watch them in the direction of the arrow in the pop-up window or by using the arrow signs on your keyboard.

Çal Dağı Etkinliği – 12 Ocak 2020” hakkında 1 yorum

  1. Yazılı hafızamıza bir sayfa daha eklediğiniz için emeğinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir