Selçuk Gezisi (4 Nisan 2015)

Dostlarımız Filiz ve Ayhan Yörük çifti ile, yaz sıcakları başlamadan Cumartesi günleri İzmir yakınlarındaki belli başlı doğal ve kültürel turistik noktaları gezmeye karar vereli çok oldu ama yağışlardan bir türlü başlayamamıştık. Nihayet geçen Cumartesi bu programlı gezilerimiz için ilk yer olarak Selçuk’u seçtik. Kuşkusuz bir güne sığmayacak kadar çok gezilecek yeri olan bu bölgede, ancak Efes Müzesi, Maket Köy, Efes Antik Şehri, Artemis Tapınağı, İsabey Camii ve Buharlı Lokomotif Müzesi’ni görebildik. Kalan diğer ünlü yerler, örneğin Meryem Ana Evi, Selçuk Kalesi, St.Jean Kilisesi ve Şirince ziyaretleri bir başka geziye kaldı.

SELÇUK EFES MÜZESİ:

Efes Muzesi2015Selçuk Efes yolu üzerindeki müzeyi, günün ilerleyen saatlerinde kalabalık olacağını düşünerek, en önce gezmek istedik. Neredeyse görevlilerle günaydınlaşarak başlayan ziyaretimizde, önce mini sinemada verilen bilgileri sadece biz 4 kişi izledik.

İlk kez 1929 yılında açılan, ancak 1965 yılında modern binasına taşınan müzede sırasıyla Çeşme Buluntuları, Yamaç Evler Buluntuları, Efes Sikkeleri, Havuzlu Avlu Sergileri, Efes Artemisi, İmparatorlar Kültü gibi mekanlardaki antik hazineleri rahat rahat inceledik, flaşsız olmak kaydiyle izin verildiğinden bol bol fotoğraflar çektik.

Müzede Efes ve Selçuk’ta 1863 yılından beri bulunan Hellenistik ve Roma çağlarına ait çok önemli eserler sergilenmektedir. Bu bakımdan Efes Müzesi Türkiye’nin en kıymetli müzelerinden biridir. Bu eşsiz müzeye günün önceliğini tanımakla çok doğru karar verdiğimizi hissettik. Müzedeki sergi zincirinin sonundaki kafede kahve molası verdikten sonra, çok zengin kitap ve hediyelik bölüme de az biraz para kaptırıp(!) ziyaretimizi bitirdik.

MAKET KÖY:

maketkoyEfes Antik şehrini öğle yemeğinden sonra gezmeyi planlayıp, Selçuk-Pamucak yolunda Kuşadası sapağından hemen sonra yeralan Maket Köyü görmek istedik. Emekli Öğretmen Ayhan Selçuk ve Nazmiye Selçuk’un çocukluklarını yaşadıkları Anadolu yaşantısını yansıtan ve hazırlanmaları seneler süren maketlerden oluşan mekan, artık unutulmakta olan birçok hoş anıları gözler önüne sergilemektedir. Özellikle fotoğraf çekilmesini istemedikleri son bölümdeki maketlerle tarihi geleneklerin muhteşem canlandırılmalarını hayranlıkla izledik.

YEDİ UYUYANLAR MAĞARASI:

Efes yakınındaki Yedi Uyuyanlar mağarasının bitişindeki tesislerden Yavuz’un Yeri Gözleme Üretim Merkezi’nde karnımızı doyurduk. Yemekten sonra yürüyerek, Orta Çağa kadar bir haç yeri olarak kullanılan mağarayı ziyaret etmek istedik. Şimdilerde içeri girilmesi engellen mağarada, Roma’nın putperest baskısından kaçıp 200 yıl uyuyan 7 genç ve köpeklerinin yattığı mekanlara giremedik, uzaktan fotoğraflarını çektik.

EFES ANTİK ŞEHRİ:

Yazın hem sıcaktan hem de uluslararası kalabalıktan caddelerinde yürümek bile zor olan bu Dünyaca ünlü antik şehri bu mevsimde rahat rahat gezme olanağı bulduk. Şehrin kuzey kapısı sayılan tarafından girdikten sonra, gimnazyum ve hamam kalıntıların arkasından muhteşem tiyatrosu bütün görkemiyle limana giden caddenin sonunda yeralmaktadır.

Panayır dağının eteklerinde Roma imparatorları tarafından I.yüzyılda yaptırılan 24 500 kişilik tiyatro bile çeşitli yüzyıllardaki değişiklikleriyle başlı başına bir ören yeri kıymetinde. Helenistik bir yapı olduğundan doğal olarak yarım daireden büyük kaveasında yükselirken, şimdilerde toprak olan limana doğru deniz manzarası herhalde muhteşemdi o zamanlar.

Tiyatrodan ayrılıp mermerli yoldan devam edince sağda pazaryeri avlusu ve ilerisinde Celsus Kitaplığı’nın giriş yapısı hemen dikkati çekmektedir. Bu kadar güzel bir bina yapılması o zamanlar bilime kitaba ne kadar değer verildiğinin bir işareti olarak düşünülebilir.

CelsusCelsus kütüphanesinden devam edince hemen göze batan Yamaçevler olarak adlandırılan yerleşim kalıntıları, özel bir korunaklı yapı içinde sergilenmektedir. Buradaki evlerin yer mozaik ve duvar mermer kalıntıları o zamanların en zengin mahallesinde olduğumuzu hissettirmektedir.

Mermer yoldan sola dönerek doğuya doğru yükselen caddenin iki tarafında çeşitli tapınak ve yapılar yer almaktadır. Yoldan devamla sağlı sollu Aşk Evi, Anıtsal Kapı, Bizans Çeşmesi,  Hadriyanus Tapınağı, Traian Çeşmesi, Herakles Kapısı, Memmius Anıtı, sağa dönünce Polio Çeşmesi, Domitian Tapınağı, Gaius Çeşmesi, Su Deposu, Devlet Agorası, doğu kapısından sonra 1500 kişilik konser yeri küçük tiyatro(Odeon), İmparator Kültü, Pertenon, ve daireyi tamamlayınca tekrar Memmius Anıtı.

Efes antik kalıntıları bir bütün günü alacak kadar zengin. Biz güne erken başladık ama Efes’i bitiremedik. Günün sonunda planladığımız diğer noktaları ziyaret etmek üzere Efes’den ayrıldık.

ARTEMİS TAPINAĞI

Dünyanın yedi harikasından biri olarak nitelendirilen Artemis Tapınağı, Efes’in en kutsal ve görkemli tapınağıdır. Şimdilerde sadece temel kalıntıları kalan alanda fikir vermesi amacıyla dikilmiş bir sütun bulunmaktadır.

İSABEY CAMİİ:

Selçuk’daki sembol yapılardan biri olan İsabey Camii, 1375 yılında Aydınoğlu Beyliği döneminde yapılmış, onarıldıktan sonra 1975 yılında tekrar ibadete açılmıştır. Kare biçiminde yapının, yüksek duvarlarla çevrili avlusuyla oldukça görkemli ve ilginç bir mimarisi vardır.

BUHARLI LOKOMOTİF MÜZESİ:

Selçuk gezimizi Ortaklar’daki Kasap Ahmet Çöpşiş lokantasında bitirmeden önce, son olarak Buharlı Lokomotif Müzesi’ni gezdik. Selçuk Çamlık Köyü mevkiindeki, müze alanında dünyanın en önemlilerinden sayılmaktadır. Müzede tarihe tanıklık etmiş 30 lokomotifin yanısıra, Ulu Önder Atatürk’ün birçok yurt seyehatinde kullandığı vagon da sergilenmektedir.

Selçuk gezimizde çektiğim fotoğraflardan hazırladığım albümü, yukarıda yazdığım anlatım sırasında, aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

Not: Aşağıdaki fotoğrafları, herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir