Kiseköy Yazıları

    KİSEKÖY’E GİDERKEN 2-6 Temmuz 2014

    10

    KİSEKÖY’E GİDERKEN yolüstü ziyaret ettiğimiz bir ünlü lokanta, bir tarihi müze, bir güzel dağ, bir benzersiz şehir, bir doğa müzesi ve bir doğa harikasının fotoğraflarını ve kısa tanımlarını, seyahat sırasına göre yazdım. Otomobilimle Foça’dan itibaren Ankara üzerinden Kastamonu ve Kiseköy şeklinde planladığım gezime Kadim Dostum Ayhan Yörük ve Ankara’dan Bacanağım MeteAbi(Mete Arıkan) katıldı. Yazının tamamında göreceğiniz fotoğraf albümlerinde Ayhan Yörük fotoğraflarından seçtiklerim de yeralmaktadır.

    [Yazının tamamı burada]

    KASTAMONU KİSEKÖYÜ’NDEKİ “BABA OCAĞI” EVİMİZ YOK OLMUŞ – 16 Eylül 2012

    Yok olmuş ifadesi tam anlamıyla doğru! Yangından sonraki Baba Ocağı’nın bulunduğu yerde, otuyla çimeniyle öylesine doğal bir arazi var ki, sanki daha önce burada 2-3 katlı ahşap köy evleri hiç var olmamış gibi! Ne bir bozuk temel çukuru, ne de yanık isli bir tahta parçası..

    Bu yazı bir önceki yazının devamı niteliğindedir:  METİN YAVAŞ’LA KASTAMONU’DAYDIK – 15/16 Eylül 2012 http://www.sinasiyuksel.com/blog/?p=3765

    [Yazının tamamı burada]

    METİN YAVAŞ’LA KASTAMONU’DAYDIK – 15/16 Eylül 2012

     

    … Programım 15 Eylül Cumartesi gününü Kastamonu’ya ayırmak ve ertesi gün Taşköprü’ye geçip, oradan da köye çıkmaktı…

    …  denizden yüksekliği 775 metre olan Kastamonu, Gökırmak’ın bir kolu olan Karaçomak Deresi vadisinde kuruludur…

    … Şehrin tarihi dokusu ve mimari yapısının en görkemli buluşması olan bu güzel ortamı her zaman çok sevmişimdir…

    … Münire Sultan Sofrası .. Nasrullah Cami .. Cumhuriyet Meydanı .. Kastamonu Saat Kulesi .. Kastamonu Kalesi .. Sinanbey Konağı .. Taşköprü .. Kiseköy .. Baba Ocağı(!) ..

    [Yazının tamamı burada]

    KİSEKÖY’DEKİ “BABA OCAĞIMIZ” YANDI! – 29 Kasım 2011

    Çok büyük bir üzüntü ile öğrendim ki: Kastamonu Taşköprü Kiseköy’deki Babamın doğup büyüdüğü ve dedem babannem halalarım amcalarım yengelerim yeğenlerimle pek çok anılarım olan muhteşem ahşap ev, “Baba Ocağı” yanmış; bitişik 3 komşu ev ile birlikte(26 Kasım 2011)! Can kaybı olmaması bir teselli oldu kuşkusuz.
    Geçen sene 2010 Temmuz ve evvelki sene 2009 Eylül aylarında evin dışından çektiğim bu fotoğraflara bakıyorum da keşke her noktasından hatıra alsaydım diye hayıflanıyorum.
    [Yazının tamamı burada]

    BİR GECE, ANSIZIN, KASTAMONU’DAN GEÇTİK – 16 Eylül 2009

    DSC02104Aynen başlıkta yazdığım gibi oldu; 16 Eylül 2009 Çarşamba günü kardeşim Sinan’la aniden Kastamonu’ya gittik. Kastamonu benim ve Sinan’ın doğduğumuz şehir. Kastamonu’nun Taşköprü ilçesi de ebeveynlerimizin “memleketi”. Zaten akrabalarımızın bir kısmı da halen Taşköprü ve köylerinde yaşıyorlar. Ben İzmir’de ve Sinan da Çanakkale’de yaşadığımız için çok sıklıkla gidemiyoruz Kastamonu’ya. Sinan Çanakkale’den ve ben de İzmir’den gelerek buluştuğumuz Ankara’daki işlerimiz planladığımızdan yarım gün önce bitince dönüş  yolunu uzatarak Kastamonu’ya gitmeye karar verdik.

    [Yazının tamamı burada]

    Kiseköy 27 Haziran 1994

    Bu etkinlikte çektiğim fotoğraflardan hazırladığın albümü aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. Not: Aşağıdaki fotoğrafları, herhangi birine tıklayıp, açılan penceredeki veya klavyeniz üzerindeki ok işaretleri yönünde izleyebilirsiniz.

    [Yazının tamamı burada]

    Anılar’dan: KİSEKÖY(1)

    PORTAKAL “Portakal, kızıııımm”, demeye kalmadan, daha tahta merdivenlerden avluya inerken çıkan ayak seslerinden inenin kim olduğunu anlayınca hafifçe kişnerdi. O zaman “Şaban Buba” da böyle seslenirdi. Başka ses çıkarmaz, sabırla sahibinin gelmesini beklerdi. Bu iletişim o kadar kısa sürerdi ki, dikkat etmeyen hiç anlamazdı. Ben de çok sonraları farketmiştim bu gizli sihirli muhabbeti! Portakal, Kastamonu […]

    [Yazının tamamı burada]

    Anılar’dan: KİSEKÖY(2)

    ALAŞLAR “Köyde hemen her evin bir köpeği vardı. Bizim de, her nedense ismi genellikle hep Alaş olan bir köpeğimiz olurdu!”. Bu satırları daha önce paylaştığım “Bir Zamanlar Kise Köy’de” isimli yazımdan aldım. Şimdi bu Alaş’lardan biriyle ilgili küçük bir anımı okuyacaksınız. Doğup büyüdüğüm şehirlerdeki çevremizde köpek besleme gibi bir  hobi olmadığından, köydeki Alaş’ları çok severdim. […]

    [Yazının tamamı burada]